Hans Zimmer ile Gerilim Dersi: Dunkirk OST

Yönetmen Christopher Nolan her filmi ile fırtına yaratmayı başarıyor. Gişe filmi kavramını yeniden tanımlayan sanatçının, Batman Begins‘ten itibaren benzer bir ekip ile çalışmayı tercih ettiğini görüyoruz. Michael Caine, Tom Hardy gibi oyuncuların varlıkları bir yana, besteci Hans Zimmer’in yönetmenin filmlerine neredeyse imza attığını görüyoruz. Özellikle “Interstellar” için yaptığı soundtrack, film ile ayrılmaz derecede bütünleşmişti zihnimizde.

interstellar ost ile ilgili görsel sonucu

Zimmer, Nolan’dan çok önce The Lion King ile akademi ödülünü evine götürmüştü. Bunun dışında toplam dokuz adet akademi ödülü adaylığı bulunmakta. Hollywood’un en aranılan müzisyenlerinden biri olarak, Nolan gibi bir isimle çalışması rastlantı değil. Zimmer’in neredeyse her yıl 3-4 adet film müziği kaydettiğini biliyoruz ama bunlardan çok azı Nolan filmlerindeki kadar zihnimizde iz bırakıyor. Nolan, Hollywood’da nadir olan bir “yönetmen sineması” imajı yaratmayı başarmış durumda. Zimmer da benzer bir besteci imajına bir süredir sahip. Bu iki isim, birbirini güçlü bir şekilde etkiliyor.

nolan zimmer ile ilgili görsel sonucu

İkinci dünya savaşı gerilimi Dunkirk, yılın en etkileyici filmlerinden biri olarak görülüyor. Ses efektlerinin ve miksajının nefes kestiğini düşünüyorum. İşitsel anlamda bu derece doyurucu bir savaş filminin (eğer doğru tanım buysa) müziklerinin de ne derece önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz. Zimmer, diyaloğun çok az olduğu bu belgesel tadındaki gerilim filmini, insanın saçlarını beyazlatan bir gerginlikle süslemeyi başarıyor.

dunkirk ost ile ilgili görsel sonucu

Açılış parçası “The Mole” acele etmeden insanı ürperten müziği ile filmin gerilimini oluşturuyor. Askerlerin ümitsiz bekleyişlerinin sık sık alman savaş uçaklarıyla bölündüğü birinci bölümün uğursuz atmosferini hatırlatan “Supermarine“, Zimmer’ın yüksek tempolu parçalarından biri. Filmin büyük bir kısmının bir hayatta kalma mücadelesi ve zaman içinde bir yarışa dönüştüğünü düşününce, bazı parçaların nefes kesen hızını anlayabiliyorsunuz. “Inception” benzer bir zaman bükülmesini konu aldığı için, soundtrack açısından benzer bir temaya sahipti.

Zimmer, ses illüzyonları yaratmaktan da çekinmiyor. “Shepard tonu” olarak isimlendirilen bu teknik aslında soundtrack’lerde çok sık kullanılır. İki farklı oktavdan sesin birlikte hareket ettiği, ritmin sabit kaldığı ama bir yandan sürekli yükseliyormuş hissi verdiği bu durum “Inception”da oldukça yoğun kullanılıyordu. Shepard tonu, sesin insan psikolojisini nasıl etkileyebileceğinin de bir örneği aslında. Uzun süre dinleyen insanların panik ataklar geçirebildiği bilinmekte. “Supermarine” ve “Home” gibi kabus tınısında parçaların yarattığı adrenalinin sebebi de tam olarak bu.

Batman üçlemesi için yaptığı soundtrack’lerin büyük bir hayranı değilim ve Zimmer’in en yaratıcı işleri olmadıkları da ortada. Interstellar her ne kadar org kullanımı nedeniyle övülse de, bunun kullanıldığı ilk film müziği değil. Burada esas nokta müzisyenin doğru temayı yakalıyor olması sanırım. Yani Zimmer, filmin mesajını yakalamayı başardığı takdirde iyi müzikler yapıyor. Geçmişte “Black Hawk Down ve “The Thin Red Line” için soundtrack yapmış ve savaşın korkunç yüzüyle ilgili bir şeyler işitmemizi sağlamıştı.

Dunkirk” ise savaşın trajedisi ya da “Interstellar” gibi melankolik duygular üzerine bir müziğe sahip değil. Benzeri nadir bulunur bir gerilim hissi üzerine yazılmış bir orkestral kayıt var karşımızda. Bu da Zimmer’in kariyerinde ulaştığı bir başka başarı olarak anımsanacak. “End Titles” ile yüreğimize bir miktar su serpse de, filmin yarattığı gerilimi özleyenler için dinlemeye değer bir film müziği albümü olduğunu düşünüyorum.

 3.9/5