Babylon performansının hemen öncesinde, Jacob Dilßner ile gece kaşiflerine önerdiği mekanlar, yaratım sürecinde olduğu son işleri, İstanbul deneyimleri ve Berlin üzerine konuştuk. 

Pınar Ekmen

Öncelikle klasik soru: Asaf Avidan’ın One Day/Reckoning Song remiksinden bu yana kariyerin yön değiştirdi. O günden, bugüne müzikal hayatında en büyük değişim ne oldu?
Daha iyi oldum. One Day’i dinlersen, aslında oldukça kötü. Kendi adıma, şu an yapım ve müzikal anlamda daha iyi olduğumu söyleyebilirim. İlk çıkışım gerçekleştiğinde ve popüler olduğumda birçok kapı açıldı, tabii ki işler böyle yürüyor. Şu an evde yaptığım yaratıcı kısımda, melodiyi, soundu ve her şeyi düşünüyorum. Parça bitmek üzere olduğunda, profesyonel stüdyolara gidiyoruz ve mixleri burada yapıyoruz. Benim sahip olmadığım süper pahalı ekipmanlara sahipler. Bunun dışında, iyi bir menajerim var. Ayrıca plak şirketlerine ulaşmak, eskisinden daha kolay tabii ki.

Berlin’e dönmeden önce, background’un indie rock idi. Sonrasında, “Bir şekilde elektronik müziğin içine girdim.” dedin. Bu geçiş süreci nasıl gerçekleşti?
Müzik yapmadığım zamanlarda evde hala rock müzik dinliyorum. Berlin’de elektronik müziğin içine girmek kaçınılmaz çünkü sanırım 50 tane kulübümüz var. Hafta sonu dışarı çıkmak istiyorsan, sadece bir tekno kulübe gidiyorsun. 6 ya da 7 ya da 8 sene önce, Berlin’de clubbinge başladık. O zamanlar haftada 4 ya da 5 gün dışarı çıkıyordum. Bir süre sonra, kendi kendime bunu yapabilirim dedim. Bu şekilde DJ’liğe başladım. Başlarda olduça başarısız bir DJ’dim.

Felsefe üzerine eğitim aldın; yaratım aşamasında varoluşsal kayboluşlar ya da anlamlandırma çabası arıyor musun?
Dans etmekle ilgili belki felsefi bir şey olabilir çünkü konuşmuyoruz, kendimizi sadece vücudumuzla ifade ediyoruz. DJ’lik yaparken, bunları düşünmüyorum. Müziği yaratım aşamasında, şarkı sözleri yazmıyorum. Şarkı sözleri olmadan bir şey yakalamak oldukça zor. Müziğe ruh hali, atmosfer ve duygular katıyorum ama düşünceleri değil. Bazı şeyler düşünüyorum tabii ama felsefi şeyler değil.

Şu ana kadar birçok ülkede sahne aldın. Hangi ülkenin gece hayatı kültürü seni bir DJ ve parti adamı olarak daha çok çekiyor ve neden?
Şunu söylemeliyim ki, DJ’ler ve dansçılar için özel ve mükemmel bir ülkenin varlığından bahsedemeyiz. Bu her zaman mekan ve sahneyle ilgilidir. Bazı belirli topluluklar var. Mesela, İrlandalılar kesinlikle çılgın. Amerika’da DJ’lik yapmayı gerçekten seviyorum; yeniliklere oldukça açıklar. Oldukça farklı bir tarzın olması umurlarında değil. Sadece iyi müzik ve güzel bir gece geçirmek istiyorlar. Şüphesiz ki, İstanbul’da favorilerimden biri gerçekten. İstanbul’da hiç kötü bir gece geçirmedim.

Berlin, elektronik müziğin tapınaklarından biri ve bize burada geçirdiğin en uzun partiyi anlatabilir misin? Nasıldı?
Sanırım kesintisiz, tek bir parça olarak katıldığım en uzun parti 18 saatti ve bunun hakkında sana çok fazla bir şey söylemeyeceğim. Bugünlerde bir festival ya da herhangi bir etkinliğe gittiğimde, birkaç güne kadar uzayabiliyor ama ben 6 saatten fazla dimdik dans edemiyorum. Evet, kesinlikle çok uzun ve çok iyi partilerde bulundum. Doğrusu, bu artık Berlin’de o kadar da iyi değil çünkü illegal partiler sona erdi. En azından, ben onlar hakkında bir şey bilmiyorum. Sanırım çoğunlukla bitti… Bizim takılmaya başladığımız ilk zamanlarda, gerçekten çok fazla özel parti vardı.

Watergate gibi bilindik clublar dışında, Berlin’de gece kaşiflerine önerebileceğin çok bilinmedik mekanlar var mı?
Hmm, var. Sanırım birçoğu oldukça bilindik mekanlar. Sadece Lonely Planet ya da Trip Advisor’dan bile bakabilirsin. Ben Mensch Meier’I öneririm. Çok punk havası olan bir mekan. Ayrıca hip-hop partileri ve birçok şey daha yapıyorlar, karışık dövüş sanatları gibi… Sonra aynı alanda DJ kapışması oluyor. Oldukça çılgın.

Türkiye’de daha önce farklı sahnelerde ve şehirlerde çaldın. Ayrıca seni nisanda Magic Break’te bir kez daha göreceğiz.  Buraya geldiğinde, keşiflerin oldu mu? İstanbul’un gece hayatı konusunda ne düşünüyorsun?
Şu ana kadar Türkiye’ye her gelişimde, geldim, çaldım ve sonrasında hemen dönmem gitmem gerekti. Yani iki sene önce İstanbul’a bir saat uzaklıkta bir yerdeki festivale gittim.  Oldukça iyiydi. Deniz kenarındaydı, Magic Land gibi dekorları vardı. Oldukça güzeldi. Boys Noize ve Monika Kruse çalıyordu. İki sene önceki Minipax Festivali’ydi ama şu ana kadar burada bir after partiye katılmadım. Henüz değil.

Senden haberlere gelirsek, yakında yayınlanacak olan çalışmaların var mı?
Daha bu hafta bir EP bitirdim, demoları gelecek hafta alacağım. Henüz hangi plak şirketinden çıkacağını bilmiyorum, onlarla bağlantıya geçmeliyim. Ayrıca başka bazı işler üzerinde çalışıyorum. Deneysel değil ama hit olmaları için yapılmış şeyler de değil. Sadece bir şeyler üretmek istedim. Ayrıca yeni bir single üzerinde çalışıyorum.

Wankelmoods Vol.3’ü ne zaman dinleyebileceğiz?
Bu çok güzel bir soru. Henüz bunu planlamadım, belki bu yıl sonbahar ya da kışta olabilir.

Bunun üzerinde çalışmaya başladın mı?
Henüz başlamadım. Şu an yaptığım birçok başka iş var. Son birkaç aydır, biraz geriden alıyordum, Daha yeni işin zeminine dönüyorum. Henüz Ocak ayındayız.

Senin cephenden, yakında bizi bekleyen bir iş birliği var mı?
Evet, bazı tanınmamış şarkıcılarla iş birlikleri var ve bu konuda size bir şey söyleyemeyeceğim. Uzun zamandır Goldfish’le bir parça üzerinde çalışıyoruz. Bilmiyorum, belki yeni bir şeye başlarız. Tam olarak bilmiyorum ama bir şeyler üzerinde çalışıyoruz.