PAYLAŞ

İngiliz müziğinin dünyayı kasıp kavurmaya başladığı zamanlar… Peş peşe çıkan gruplar, Manchester’ın müzik endüstrisini baştan yaratması… The Cure, The Smiths, Joy Division, Sex Pistols, Ramones ve daha niceleri… Karanlık riffler, melankolik sözler ve İngiltere müziği. İngiltere sizde ne çağrıştırıyor bilmiyorum ama bendeki çağrışımlar neredeyse tamamen bunlardan oluşuyor. Yıllar önce televizyon karşısına geçtiğim günlerden birinde karşılaştım Deniz Özberk’le.  Sunuculuğunu üstlendiği bir televizyon programında “Enjoy the Silence” söylüyordu. Dinlediğim en iyi coverlardan biri olduğunu düşündüm. Bahsettiğim yılların 2000’li yılların başları olduğunu düşünün. Sanal mecralar daha yeni yeni popülerlik kazanıyor. Uzun bir araştırma sonucu Deniz’in “Suitcase” adlı bi grubun solisti olduğunu öğrendim. Keşfetmekte geç kalmışım, zira Suitcase’in şöhreti düzenli olarak sahne aldıkları Kadıköy barlarından İstanbul sınırlarına çoktan yayılmıştı. Daha sonra “Bildiğin Her şeyi Unut” albümü piyasaya çıktı. İngiliz müziği Türkçe sözlerle hayat buldu. Çok da güzel oldu.

Merhaba Deniz, öncelikle röportaj teklifini kabul ettiğin için teşekkür ederiz. Bizler aslında seni ve Suitcase’i uzun yıllardır takip ediyoruz. Bir de senin ağzından Deniz Özberk’i tanıyabilir miyiz?

Asıl ben size teşekkür ederim. 1974 İstanbul doğumluyum. Ekonomi mezunuyum ve uzun süre bankacılık yaptım. Bankayla eşzamanlı olmak üzere çocukluk arkadaşlarımızla kurduğumuz grupla sahneye çıkıyorduk. Stres atmak ve arkadaşlarımızla bir araya gelmek için… Sonra terazide sahneye çıkmak daha ağır geldi ve istifa edip Suitcase projesine ağırlık vermeye başladım.

Suitcase’in 15 yıllık bir müzik geçmişi var. Ancak albüm için uzun süre bekledik. Bu kadar beklemenizin sebebi neydi?

Biz önceleri gerçekten sadece sevdiğimiz şeyleri çalıp, keyifli zaman geçirmek niyetindeydik ama bir zaman sonra oluşan dinleyici kitleniz sizden bir şeyler duymak istiyor. Kendi sözlerinizi mesela… Biz de bu duruma kayıtsız kalamazdık. Geç bile olsa oturup şarkı yazmaya başladık

Türkiye için alışılmış rock soundunun da dışında bir albüm yaptınız. Albümün Türkiye’deki yankısı beklentilerinizi karşıladı mı?

Bizim beklentimiz bu işten ve sizler gibi kaliteden anlayan insanların albümümüzden övgüyle bahsetmesi olduğu için evet karşıladı.

‘Bildiğin Her Şeyi Unut’ müzikal anlamda çok başarılı bir albümdü. Ufukta yeni bir albüm gözüküyor mu? Dinleyici kitleniz için sürpriz niteliği taşıyan yeni tarz denemeleriniz olacak mı?

Tekrar teşekkür ederim. ‘Bildiğin Her Şeyi Unut’ çok zor şartlarda kaydedilmiş ve emek harcanmış bir albüm. Düşüncemiz samimi ve kaliteli olmasıydı ve sizin de söyleminizden böyle olduğu anlaşılıyor. Şu anda 2. albümümüzü kaydediyoruz ama yine büyük bir titizlikle… Birikmiş değişik tarzlarda birçok bestemiz var. Evet, bu albümde bizi sevenleri büyük sürprizler bekliyor. Bunu kesinlikle laf olsun diye söylemiyorum

Muse konserinde öngrup olarak sahneye çıktınız. Nasıldı Muse’un ön grubu olmak? Muse üyeleriyle tanışma fırsatı buldunuz mu?

Üstünden 10 koca sene geçmiş ama her şeyi heyecanıma rağmen net hatırlıyorum. O zamanlar henüz 5 yıllık bir gruptuk. İlk hatırladığım bu teklif bize geldiğinde ne kadar gururlandığımdır. Grupla ilgilenen ekibin başı seçilmiştim. Otelden alıp, Asmalımescit’te balık yemeye götürdüm grubu. Oradan çıkıp eski Bronx’a gittik. İçerisi hıncahınç doluydu. Yanlarında duranların Muse olduğunu anlamaları çok zamanlarını almadı. Sahnedeki grup ‘Plug in Baby’ çalmaya başladı. Sonra otele döndük sabaha kadar muhabbet ettik. Harika bir gündü.

Performanslarınızda coverlara yer veriyorsunuz. En çok hangi parçaları coverlamayı seviyorsunuz?

Suede, Editors ve Interpol şarkıları söylemekten çok büyük keyif alıyorum.

Deniz Özberk kimleri dinler? Bize vazgeçilmezlerinden 5 şarkılık bir playlist yapar mısın?

Ben çok eskiden beri bir A-ha, Talk Talk, Depeche Mode, Gary Numan ve Duran Duran, Tears for Fears fanıyım. Onun yanında Suede, Interpol, Editors, Mansun çok severim.

  1. Alphaville – Afternons in Utopia
  2. James-Sometimes
  3. Gary Numan-Miracles
  4. Radiohead-Fake Plastic Trees
  5. The Ark-It Takes a Fool to Remain Sane

Hatırlayanlar olacaktır, Elçin Engin ile beraber bir müzik programının sunuculuğunu üstlenmiştin. Seni tekrar bir televizyon yapımında sunucu olarak görebilecek miyiz?

Hayır.

Son olarak Plak Dükkanı’yla ilgili düşüncelerini öğrenebilir miyiz?

Sizlerin içimizden birileri olduğunuzu ve yenilikçi, farklı bir duruşunuz olduğunu ve yaptıklarınızı bilerek yaptığınızı biliyor ve takip ediyorum. Sonsuz başarılar diliyorum size.

Sevgiler.

https://twitter.com/SuitcaseTr

http://suitcasetr.tumblr.com/