Plak Dükkanı yayın hayatına başladığında aklımızda röportajlara da yer vermek, Türkiye’de alternatif işler yapan, bu yönde çaba sarf eden insanlarla görüşmek vardı. Bir refleksle bu yönde çok da insan olmadığı kanaatiyle başlamışken bir sürü isim geldi aklımızda.

İlk isimlerden biri de Ayşe Ertuğrul oldu. Önce tüm üyeleri kadınlardan oluşan punk grubu Pin up’ın, sonra da İzmirli trip hop grubu Telepotik’in vokali olarak tanıdığımız Ayşe Ertuğrul’un bu yaz ilk teklisi “Nasıl?” enteresan klibiyle televizyonda yayınlanmaya başladı. İlk solo albümünün çok yakında raflarda olacağını da bildiğimizden albüm çalışmaları, müzik kariyeri ve geleceği hakkında biraz sohbet etmek için ilk mesajımızı yazdık. İşte tüm sıcaklığıyla röportaj teklifimizi kabul eden Ayşe Ertuğrul’la gerçekleştirdiğimiz söyleşi…

Merhaba Ayşe. Sayfamız çok yakın bir zamanda yayına başladı ve ilk röportaj için ilk teklifimizi sana yönelttik. Olumlu cevabın ve sıcak tavrın için öncelikle teşekkür ederiz. Biz aslında seni ve müzik kariyerini gayet yakından biliyor ve takip ediyoruz. Bir de okuyucularımız için sen kendinden ve müzik hayatından bahseder misin?

Merhaba, aslında çok uzun yıllardır müziğin içindeyim. İlkokulda başladı bendeki müzik tutkusu ve eğitimini almak istedim. Lise ve Üniversite yılları müzik okullarında okudum. Sonrasında birtakım gruplarla sahneye almaya başladım. 2006’da Pin-up’a dahil oldum, bir single çıkardım. Devamında ‘Telepotik’ grubunu kurdum, bir sürü konser verdik. Bu sene kariyerime solo olarak devam etme kararı aldım ve ‘Nasıl’ adlı şarkıma klip çekip yayınladık. Albüm öncesi bir fikir olsun diye… Şimdilerde ise albüm çalışmalarıma son hız devam ediyorum.

İlk solo albümünün çıkmasına az bir zaman kaldı. Öncelikle albüm sürecinden, kariyerine solo olarak devam etme aşamasından bize biraz bahseder misin?

Solo devam etmek istedim çünkü müzikte, kendinizi ifade ediş biçiminizde, ne kadar özgür olursanız o kadar içinize siniyor. O farklı tınıyı hissettiğiniz an daha da büyüdüğünüzü hissediyorsunuz. Ben de iç sesimi dinledim çünkü olduğum gibi görünmek istiyordum.

Albümünün Eylül – Ekim aylarında çıkacağını duyurmuştun. Albüm tarihi netleşti mi? Albümün teması nasıl olacak? Nelerden bahseden bir Ayşe Ertuğrul’la karşı karşıya olacağız?

Maalesef netleşmedi henüz. Nelerden bahsettiğimi anlatırsam ne manası kalırBu albüm tamamen bir hayal dünyası deyip, işin içinden çıkayım o zaman

Trip Hop Türkiye’de yeni tanınmaya başlanan bir tür. Elektronik müziğin bile müzik sektöründe kendine yeni yer açabildiği bir zamanda ilk solo albümde trip hop kullanmak bir dezavantaj mıdır? Yoksa avantaj mı?

Benim sınırlarım yok. Bir şarkının hissiyatını nasıl vermek istiyorsam öyle veriyorum. Sound da sözler de aynı anda ruh halime göre değişiyor. Drum’n bass, electronica, triphop, rock bu öğeleri birleştirince aslında sevdiğim sound ortaya çıkıyor. Albümde de tekdüze bir arayış içerisinde değilim. Elbette avantaj değil Türkiye’de bu tarz müzikler ama sevdirebiliriz. Var çünkü bu müziklerin kitlesi, sadece evlerinden çıkmıyorlar. Aynı benim gibiÇünkü maalesef bu ülke sınırları içerisinde çok az örneği var. Ben de işin ucundan tutmaya çalışıyorum işte

Klip, atmosfer ve kurgu açısından çok başarılı. Kostüm ve makyajla bizzat senin ilgilendiğini biliyoruz. Klibin hikayesini bir de senin açından dinleyebilir miyiz?

Klipte farklı boyutlarda bir yolculuk söz konusu. Rüyasında kendisi ile yüzleşen bir kadını anlatıyor. Bir başka deyişle insanın kendi içine bakabilme yetisini anlatıyor. Canlandırılan karakter, düşünde kendisini arıyor, kendi içinde. Hataları için kötü tarafını suçluyor ve hesap soruyor ama aynı zamanda içinde bulunduğu ikilemden çıkabilmek için suçladığı taraftan medet umuyor. Ama ‘nasıl?’ diye sorduğu karanlık kadın kendisinden başkası değil. Ve uyanıyor sonunda kadın, yeniden başlamış gibi değil, sadece kendisine soru sormayı, kendisiyle yüzleşmeyi başarabilmiş bir halde uyanıyor.

Biraz grup projeleriniz hakkında bilgi almak istiyorum. Solo albüm sonrası Telepotik’le çalışmaların hala devam edecek mi?

Tabi. Telepotik ile bambaşka bir kafaya geçeceğiz, yeni şarkılarla beraber. Her gün yeni fikirler geliyor aklımıza, albümüm netleşir netleşmez başlayacağız provalara…

Peki,  Ayşe Ertuğrul neler dinler? Playlistinde olmazsa olmaz diyebileceğin parçalar neler?

Massive Attack, Telefon Tel Aviv, Conjure One, Morcheeba, Baxter, Apparat, Dave Gahan şarkılarını severim. Bahsettiğim müzisyenlerin genel olarak bütün albümlerindeki şarkılarının ayrı ayrı yerleri var. İsim vermeye kalkarsam çok uzar.

Pin-up projesiyle Türkiye’de az denenen bir şeyi denediniz ve tüm üyeleri kadınlardan oluşan bir grupla dinleyicinin karşısına çıktınız. Oysaki ataerkil düzen ana akımda sadece kadın soliste kontenjan açıyor. Peki, tüm üyeleri kadın olan bir grupta yer almak nasıldı? Gelen tepkiler nasıldı? Bir de senden dinleyelim.

Benim için güzel ve yaşanması gereken bir süreçti. E tabi bir o kadar da zordu. Biz o kadar güçlüydük ki o zorluğun üstesinden geldik bir şekilde, kendimizi kanıtladık. Cinsiyetin burada bir önemi kalmadı. Umarım yeni girl-bandlerin önleri açılır, gerçekten yapmak istedikleri müziğe yoğunlaşırlar.

Ülkemizde pek çok organizasyon düzenleniyor ve hayranı olduğumuz birçok sanatçı ve grupları canlı dinleyebilme şansına ulaşıyoruz. Senin en son gittiğin konser neydi? En çok kimi ya da kimleri canlı dinlemek isterdin?

En son Röyksopp & Trentemoller konserini izledim. Sound olarak etkilendiğim gruplardan bir kaçı zaten bu gruplar. Geçen yıl Massive Attack konserine gitmiştim. Mükemmelin de ötesiydi. Kelimeler yetmiyor anlatmaya, orada olmak gerekir. İzleyemediğim, gelmesini istediğim grupların başında Portishead, Baxter ve Sleep Party People var.

Bize vakit ayırdığın için çok teşekkür ederiz…

Sorular güzeldi, çok teşekkürler

https://twitter.com/AyseErtugrul

https://www.facebook.com/AyseErtugrulOfficialFan

http://www.youtube.com/watch?v=sS5S778nIw8

http://www.youtube.com/user/telepotik?feature=results_main (Live Performance)