PAYLAŞ

In Hoodies’in ilk albümü “A Lunar Manoeuvre” geçtiğimiz ay İngiltere’de bağımız plak firması Curious Fox Records tarafından Rough Trade üzerinden yayınlandı.

In Hoodies’in “A Lunar Manoeuvre” albümünde yer alan şarkıların hikayelerini kendi kaleminden dinlemek isteyenleri şöyle alalım:

Albüm adı, “A Lunar Manoeuvre”

Belirli bir tema üzerinden tasarlanan ve albüme verilen bir başlık değil, albümdeki duyguları ifade ettiğini düşündüğüm bir isim aslında. Healing’in vokal kaydına başladığımızda dörtlüklere gelmeden önceki enstrumantal introda ritimle beraber birşeyler mırıldanıyordum. ”Straight from the medulla’’ diye başlayan bölüm ve ”a lunar manoeuvre” ifadeleri o anda çıktı ve sonunda albüm ismine dönüştü.

Büyüme, yetişkinlik konularının zaman zaman tekrar etmesi gibi, ay ve ayla ilişkilendirilebilecek imge ve hareketlerin farklı şarkılarda geçtiğini ben de albüme isim koyma aşamasındayken farkettim. Değişim, devinim, dönüşüm içinde yıpranan, bir yandan istilacı yapımızla gözümüzü diktiğimiz uzak ev, gezegenimizin ve içindeki her canlının tuhaf yol arkadaşı. Bazen saklansa da hep orada olması. Ayın evreleri gibi olan duygu değişimlerimiz… küçük uydular olsak da tıpkı ay gibi kendi dışımızdaki şeylere etki edişimiz ve bizden büyük şeylerden etkilenmemiz. Her noktadan görünüşünün ve algılanışının farklı olması. Milyarlarca yıl önce bir parçası olduğu, koparak yörüngesi haline geldiği gezegende olanlara sessiz tanıklığı. Savunmasızlığı, atmosfersizliği, zayıf manyetik alanı, dünyanın aksine yaralı yüzeyi. Onu şekillendiren göktaşı ve kuyruklu yıldız izleri, anı lekeleri gibi. İfade anlık olarak ortaya çıksa da, albüm ismi olarak “A Lunar Manoeuvre” başlığına yönlendiren düşünceler bunlardı.


Brave

Dan Deacon’ın “When I Was Done Dying” şarkısını dinledikten sonra bilgisayara oturarak başladı parça. Bir beat üzerine basit birkaç akor ve pitch’i değiştirilmiş vokaller, koro sesleri deneyerek. Şarkıdaki “but I am not so brave” sözleri bir süredir defterimde duran bir sayfayı aklıma getirdi. “Cesur değilim, güzel değilim, güçlü değilim, genç değilim, hızlı değilim…” diye devam eden uzun bir liste olan karalamalar vardı sayfada. Nakarat ve sözlerin bir kısmı buradan çıktı. İstemeden hep geri döndüğüm büyüme düşüncesi şarkıda yoğun olarak var sanırım. Hani küçükken evde istemeden ya da isteyerek bir şeyi kırarsınız ve yetişkinler bir yerini kesmemen için “dur sen toplama” der. Büyüdüğünde neyi kırdığın, toplamaya çalışırken kesilecek yerlerin daha çok senin sorumluluğunda oluyor. Kendin temizliyorsun. Bu ve benzeri düşünceler üzerinden sürekli kendini analiz ederek yorgun düşmek, bırakmak, tekrar denemek, bırakmak, yeniden başlamak. Sanırım… Şarkının merkezine oturan bu duygulardı.

Be All You Feel

Albüm kaydından hemen önce hızla yaptığım bir şarkı. Bir şeyi yapmak istemesem de tamam dediğim ve sonra yaparken insanlara eziyet ettiğim oluyor. Böyle bir andı. Tamam deyip istemeyerek gittiğim bir yerde, konuşmalarından çok sıkıldığım insanlar arasındaydım. Herkes içiyor ve sürekli aynı şeylerden bahsediyordu. Tüm bunların içinde kendin olarak kalmak imkansız diye düşünerek içime kapanıyordum. Benzer hayallerle büyüyen çocukların zaman içinde sosyal hayatlarında sadece poz veren, persona yaratmaya çalışan, tek tip, kendini beğenmiş sahtekarlara dönüşmesi. Genişleyen bedende eksilen ruh ve hayaller. Eve döndüğümde büyük bir sıkıntı ve öfkeyle bir anda çıktı bütün şarkı.

She Got Caught

“Harvest Moon” dinledikten sonra yazmaya başlamıştım yanlış hatırlamıyorsam. Sürekli Neil Young dinliyordum ve Keith Richards biyografisini okuyordum o günlerde. Çok sevdiğim, hayatı boyunca bir sürü yerde olmaya çalışan ama hiç ait olduğu yerde olduğunu hissedememiş bir arkadaşım hakkında şarkı. Parkta tek başımaydım. “Kendi alanını inşa edemezsen, onlarınkine maruz kalacaksın” Bu sözün ekseninde oluştu lirikler.

Alpha Love

Tanımadığın, belki hiç varolmayan birine karşı hissedilen müthiş bir arzu, kararsızlık, adım atmaya, değişime ilişkin korkular, şarkı evrildikçe “Feet don’t fail me now” lirikleri ile, İncil alıntılarına vardı. Farklı şehirlerde aynı kuleye kapalı kalmış, birbirini hiç görmeden aşık iki kişi hakkında, sanırım. Hayattaki bu tür rastlantısallıklar, farketmeden kesişen hikayeler çok etkiliyor beni. Aksi yöne giden iki trenin bir durakta buluşması ve camdan birbirini gören, kısacık bir zamanda birbirlerine bakan ve trenin ilerlemesiyle farklı yönlere giderek uzaklaşan iki insan gibi. Senkronize acılar ve hayaller doğrultusunda oluşan telepatik bir bağ. Zaman ve alanın imkansızlaştırdığı muhtemel gerçek aşk, sadece hayal dünyasında devam edebiliyor.

Healing

Albümdekiler arasında yazdığım en eski şarkı sanırım Healing. “Notorious Big – Juicy” etkisi çok var şarkıda. Aynı notanın farklı vuruşlarla tekrarından oluşan bir loop üzerine sanırım yarım saat boyunca emprovize mırıldandım. Geri dönüp dinlediğimde sayfalarca lirik vardı. Kayıttan önce 12 dakika olan şarkıyı Chris’le beraber editledik. Nakarat yok. Sadece ardı ardına sözler ve enstrümantal bölümler. Şarkıdaki çoğu kanalın sustuğu, “story of life” diye başlayan liriklerde G.G.Marquez’in “Yüzyıllık Yanlızlık” kitabını düşünüyordum. Tek bir masada birleşen nesiller, tekrar eden acılar, genetik miras ve iletişim yapıbozumu. Sona doğru gelen yaylı yükselişi ve “it’s my eyes your tears, it’s your eyes my tears” bölümü albümde en sevdiğim anlardan biri ayrıca.

Rules Of Adulthood

Şarkı en baştaki davul ritmini masaya vururken başladı ve onun etrafında şekillendi melodi. “Angels In America”nın son sahnesinde Central Park’taki Bethesda heykeli, kıpırtısız, devasa kanatlar ve eski ahitte anlatılan, Bethesda isimli meleğin dünyaya geri döndüğünde ayağının dokunacağı yerde hiç durmayacak ve içinde yıkanan herkesi iyileştirecek bir ırmağın oluşacağı hikayesi. Bir Ark inşa ederek yetişkinliğin kurallarını geride bırakma hayali.

Second Coming

Gezi’nin ilk günlerinde hissettiklerimle ilgili şarkı. Tüm istatistikler, göstergeler aksini söylese de, bir araya gelinebileceği ve bir değişim olabileceği umudu. Sıkıştırılmış, bastırılmış ruhların, varlığı reddedilen kalabalığın müthiş “varız” sesi. “Gelin, burdayım, elinizden ne geliyorsa yapın” duygusu. Kırık su tankı, sarhoş pilot, parıltılı altın koridorlarda riot, Baskerville’e atılan yumruklar, tek gözlü canavar, kupa kraliçesinin “off with his head” çığlıkları, tüm bunların içinde yükselebilmek… hepsi o dönem burada olmakla ilgiliydi.

My Con

Bu şarkının nasıl çıktığını tam bilmiyorum ve hatırlamıyorum. Çok anlıktı. Başlangıçtaki riff ve geri döndürülen uzun bir tek ses, loop pedallarından geçerek tekrarlarken bir süre sonra tüm melodi ve lirikler oluştu. Benim için kaybettiğin ve asla geri dönmeyeceğini hissettiğin duyguların hala tüm gerçekliğiyle hissedilir kaldığı Shangri La’ya ilişkin bir şarkı.

The Vibe

Bu da ilk yaptığım şarkılardan. Limitli akor bilgimle hikayesel bir şarkı olarak başladı. “Living on a memory lane” bölümündeki yükseliş sonrası yine anlık bir şekilde o sert riff ortaya çıktı. Hüzünle soluyan ve şekil alan eğri kalpler. Geri vokallerde tekrar eden “kalp, ruh, zihin, kemik” kelimelerinin tekrarları mikse son anda dahil ettiğimiz ev kayıtları. Yaylı melodileri üzerinde çok uğraştım ve Tim’in çok katkısı oldu. Konserlerin en harika anlarından biri Todd’un o melodiyi çalmasıyla insanların kıpırdadığını görmek.

Shed Tune

Tamamen kayıtlar sırasında oluştu şarkı. Chris editle uğraşırken bir kenarda gitarla oynuyordum. Duvardaki Taxi Driver afişindeki “On every street in every city, there’s a nobody who dreams of being a somebody” yazısını okudum ve çok etkiledi. Şarkı o sözle başladı ve Chris’le olan sohbetlerle evrildi diyebilirim. Metropolis Stüdyoları’nın da pek çok yer gibi ajans binasına dönüşmesi ile artık yerinde olmayan “Potting Shed” isimli o odada yazıldı ve kaydedildi. Stüdyonun dışında beklerken, her 90 saniyede bir Heathrow’dan kalkarak gökyüzünden geçen uçakları sayışımız, sekiz figürü çizen yalnızlığın DNA sarmalları ve kitle kültürü süvarileri üzerine konuşmalarımız.

Gospel

Şarkının nasıl oluştuğuna ilişkin hiçbir şey hatırlamıyorum. Yine odada yalnızken gitarın kenarına vurarak çıkan bir ritim üzerine dört akorla başladı. Kapalı eski restoranlara hapsolmuş kuşlar, buharlı gemi gibi sigara içmek, anı çarklarının gıcırtısı, tercihler ve tutkuların tahterevallisi, kayıp aile, bir yıl süren geceden sonra gelmesi beklenen gün… Kayıtların beklenenden kısa sürmesiyle son dakika kararıyla kaydedildi ve albüme girdi. Vokallerden memnun olduğum nadir şarkılardan. Albümün CD versiyonunda hidden track.

Frankie

Şarkıda Arcade Fire ve The Clash etkisi var sanıyorum. Kişisel bir hikaye. Ofislere kapalı kalmış çocuklar, bir gün legolarla oynarken diğer gün zil çalan bir sisteme, oradan mesai benzeri yapılara doğru sert geçişler. Kısaltılan saçlar, girilen sıralar, filtreli hava soluduğun odalar. Şarkıyı çalarken hep kıyma makinesinden dilimlenerek çıkan masallar geliyor aklıma. Grimm damgalı gökkuşağı etleri. Şarkının başından sonuna devam eten statik alkış seslerine yönlendiren, bu, yok olmak için sıraya girmiş, robotsu hareketlerle ilerleyen insan görüntüleri oldu. Bir zamanlar seni koruyan kalkanların, ağırlaşarak farklı yüklere dönüşmeleri. Bulunduğun çevrede gündüz düşü kurmanın varolmanın tek yolu haline gelmesi. Gece ekilen tohumlar ve sabah her şeyin olduğu gibi kaldığı, sıfırlanan günler. Geçtiğimiz supermoon’da dijital mecralarda paylaşılan kapak Sadi Güran’a ait. Müthiş bir sezgisellikle kapağın kenarına iliştirdiği bozuk para 5 Yen. Çok düşük ve pek işe yaramayan bir para birimi. Ortası delik olan tek para ve kısmet / şans getirdiğine inanılıyor. Sadi’nin geçen seneki Tokyo gezisinden beri yanında taşıdığı, şarkıya benim için çok anlam katan harika bir dokunuş.

In Hoodies’in albümü “A Lunar Manoeuvre”, yeni şarkı Frankie’nin de dahil edildiği plak versiyonuyla AK Müzik tarafından Türkiye’de satışa çıktı. Sınırlı sayıda basılan beyaz plaklara, Kontra Records, Opus 3a, Outro, Lale Plak, Deform Müzik, Gold Plak, Analog Kültür, Mono Plak, Zihni Müzik, Pantheon Records gibi bağımsız plakçılar yanında D&R ve Mephisto gibi mağazalardan ulaşılabilir.

Ayrıca In Hoodies’in 22 Nisan’da Record Store Day kapsamında Kontra Plak’da bir performansı da gerçekleşecek.