PAYLAŞ

Cohen’in ölümünün birinci haftasında bu kez sözü yolu bir şekilde Leonard Cohen ile kesişmiş isimlere bıraktık.

Ona Posta Kutusunda Biriken Mektuplar Yolladım

Leonard Cohen,
karşı binada perdesiz evde yaşayan şapkalı adam.
Her gece, tüm şehir uyuduktan sonra, kahverengi eski deri koltuğuna
ya boğazlı kazağıyla ya da suitiyle yayılıp bir şeyler yazıyor, bir şeyler
mırıldanıyor. Sanırım o eve hiç güneş girmiyor; ben, tavandaki
pervanenin altında erirken bu sıcağın ortasında; bu adam
pencerelerini bile hiç açmıyor.
Geceleri uykum akvaryumlara kaçtığında, evdeki cılız bir masa
lambası ışığının kılavuzuyla bulduğum pencere kenarında oturuyor; o
adamı izliyorum. Hiç sokağa bakmıyor. Hep önüne bakıyor. Hiç sesini
duymuyorum lakin hep onu dinliyorum geceler boyu.
Tuhaf biri. Yalnız mı kalabalık mı anlamıyorum. Gözleri hep kısık,
buradan hayat tecrübesine bir hayli sahip olduğunu çıkartabiliyorum..

Büyük bir adadayım, atların başıboş dolandığı ormanın baktığı
yamacın indiği sahildeyim. Ege değil, Akdeniz hiç değil, derin bir göl
ya da alabalık dolu bir dere değil. Okyanus desem, o da değil. Martılar
var ve çakıl taşları. Dalgalardan su sesi değil, çok sigara içen çatal bir
erkek sesi geliyor. Derme çatma eski bir iskeleye vuran bir şapka var.
Erkek şapkası. Her bir çarpışında iskeleye, bir nota daha duyuyorum.
Sonra şiir mısralarını melodilileştiren çatallaşmış bir erkek sesi.
Gözlerimi kapatınca atlar koşuyor çakıl taşlarının üstünde.
Dudaklarımı aralayınca yağmur başlıyor kirpiklerimin altına.

Artık rüzgarlı havalar başladı. Pencereyi kapatıyorum. Sokağın sesi
kesiliyor.
Karşı binada perdesiz evde yaşayan adamın sesi doluyor çatlaklarına
duvarların.
Yutkunuyorum, kahve tadı.
Öksürüyorum, kırmızı şarap tadı.
Tüküyorum, keskin bir tütün tadı.
Işıklarını kapatıyorum evimin. Karşı binada perdesiz evde yaşayan
adamın penceresi açık. Şaşırıyor gibi yapıyorum, şaşırmıyorum.
Tül perdemi aralıyorum,
adam yok.
Bir diğer penceresi açılıyor. Rüzgar gitgide hoyratlaşıyor.
Ağaçların yeşilden sarıya paleti dökülüyor sokağa. Yağmur başlıyor.
Damla damla.
Bir şapka yuvarlanıyor kaldırımda.
Ah, canım. karşı binadaki komşum.
Ölmüş bir bedenden kalan asla unutmayacağım bir ses olarak kaldın.

İyi uykular Bay Cohen.

Dilan Bozyel, 2016 Kasım – Istanbul/Tarlabaşı