Ekibimizin şarkılarıyla milyonların yüreğine dokunan; melankoli, aşk ve şiir insanı, efsane yorumcu Leonard Cohen’a vedası…

“Bu yazıya birini kaybetmiş gibi başlamak istemedim. Birini kaybetmekten ziyade dönüştüğüne inandığım Cohen’in ölümü bir görev gören erdemli tavrına hayranlıkla başlamak istiyorum. Bitmeyen bir döngü; gökyüzüne, yıldızlara ve toprağa karışan bir ruhun izini takip etmek istiyorum. Bir hissi bir bedenden öteki bedenlere aktararak, ölümsüzlüğü bile, dürüstçe aktaran Cohen’den başlamak istiyorum.

Bir türlü başlayamamam bu çektiğim sancı kelimelerin büyülü harmonisi şiirin o karmakarışık yapısına müzik konduran birinden bahsetmeye çabalamam. Dile kolay 50 yılı aşkın bir yol. Olgulaşan ve tarihe tanık bir ruh… Karanlık ve aydınlık tezatlığına ruhunu üfleyen Cohen, sen; hiç abartmadan, en gerçek ses tınısıyla en iyi bildiği hikayeyi anlatan, en samimi, en bilindik, en mütevazi… Şimdi en’lere doğru seni izleyeceğim.”
                                                                                                                               Nazlı Durak

“Hep canımı yaktı şarkıların. Kah kendimi buldum müziğinde, dizelerinde; kah elinde gitarından ve şiirinden başka bir şeyi olmayan, içe dönük o genç adamı anladığımdan içlendim biçare. Dahası yaşamımla kesişmeyen, yaşamınla kesişmeyen öykülerine kapılıp gittim her seferinde. Hayatın biteviye döngüsünü kıran, çatlağından bize ışığı sunan, sonunda da karanlığa kucak açan kusursuz şiirindi bizi büyüten, büyüleyen… Bir yazımda Shelley’nin karanlıkta öten bülbülüne benzettim seni. Bilmem sever miydin Shelley’i? Ve şimdi öldüğünü söylüyorlar, inanayım mı sahi? Bana kalırsa aydınlığın da karanlığın da ötesine taşımak istedi Tanrı seni. Orada da sev, sevil ve yine melankolik ol, söz mü? Yine romantik, muzip ve içli. Ne de olsa herkes biliyor: böyle sevdik biz seni. Biraz yenik, biraz asi – yani ne fazla, ne eksik, tam da olduğun gibi.”

                                                                                                                             Şafak Tahmaz

 

“Bazı geceler uykumdan uyanırım, bölünür gider gece. Yine öyle bir gecenin sabahına doğru hayatımın her döneminde daha cesur ve çoğul davranmamı sağlayan, ağlayabilecekken mırıldanmayı tercih ettiğim şarkılarıyla anılarımı seslendiren baba figürüm ‘to laugh and cry and cry and laugh about it all again ” diyerek uyumaya çalıştım tekrardan.

Sen zaten hazırlığını yapmış bizlere hediyeni bırakmıştın. Kimsenin onun gibi yorumlayamadığı şarkısıyla o gecenin içinden ‘And it’s not a cry that you hear at night It’s not somebody who’s seen the light It’s a cold and it’s a broken Hallelujah ‘ diyerek veda ediyorum.”
                                                                                                                                 

Dilşa Karataş

 

Ölmeye hazırım dediğin andan itibaren “nasıl hazır olabilirsin” isyanındaydım. Yani karşılıklı oturma imkanımız olsa kendine gel ne saçmalıyorsun cesaretine sahiptim o açıklamasını gördüğümde. 

Cohen benim için bir müzisyenden çok yalnızlığımı paylaştığım, sigaralarımızı yakıp karşılıklı iki kadeh içtiğim bir arkadaş gibiydi. Aslında sadece benim için değil her şarkısıyla birilerinin yalnızlığını, derdini paylaşıyordu. 

Now so long, Marianne, it’s time that we began
to laugh and cry and cry and laugh about it all again. 

 

Ebru ÇAVDARLI

 

“İnanması güç ama sanıyorum Hallelujah’dan bile önce duyduğum ilk Leonard Cohen şarkısı olan Famous Blue Raincoat, aynı zamanda sözlerini anlamak için özel çaba harcadığım ilk şarkılardan biriydi ve çok iyi hatırlıyorum, beni o zamanlar en çok etkileyen şarkı olduğundan, o zamanki yarım ingilizcem ile sözleri analiz etmeye çalışmıştım. Mektuptaki “… yes, and thanks for the trouble you took from her eyes / I thought it was there for good so i never tried…” dizeleri üzerinde uzunca durmuş ve dizelerin eşşiz güzelliği karşısında büyülenmiştim.

Haber bizim kıyılara ulaştığında hemen aklıma gelen ilk şarkı bu oldu ve şarkıyı dinleyerek Leonard Cohen’i büyük bir sevgi ve saygı ile andım. Hayatımızda önem verdiğimiz şeyleri ve/veya kişileri, onları bizde özel yapan anlarla hatırlıyoruz ve Cohen’e, yaratıcı dünyasının kapılarını açtığı için büyük bir minnet duyarken o dünyada gezinme şansı bulduğum için seviniyorum. Huzur içinde uyu…”


                                                                                                                      Seçkin Akdemir

 

“Bir ömür ne kadar güzellik alabilecekse o kadarını sığdırdın. Müteşekkiriz, güzelliğini bizimle paylaştın.
Bir kalp ne kadar sevgi dolabilecekse o kadarını yaşadın. Minnettarız, nasıl sevileceğini şarkılarınla bize anlattın.
Bir duygu ne kadar içten yaşanabilecekse o kadar hissederek yaşadın. Ağlamaklıyız, şarkılarınla büyümüş bir neslin çocuklarını ayrılık hissine bıraktın.
Ve bir insan ne kadar unutulmaz olabilecekse o kadar yaşatılacaksın.
Bu gece sigara yaktıran tüm şarkılar senin şerefine.”

                                                                                                                          Canan Bozkurt

“Bir müzisyenden ziyade uzun süredir tanıdığım bir dostumu kaybetmiş gibiyim. Bazı isimler vardır dünyaya uğrar, görevlerini tamamlar ve başka dünyalardaki görevlerini tamamlamak için aramızdan ayrılırlar. Gittiğin yeni gezegende Janis kocaman bir gülümsemeyle seni bekliyor olmalı. Marianne ünlü mavi yağmurluğu ile, yazdığın mektubun onu ne kadar mutlu ettiğini anlatıyor. Diğer müzisyen arkadaşların başka dünyalarda yeniden inşa ettikleri Chelsea Hotel’in lobisinde senin şarkılarını söylüyor. 

Başka galaksilerde tekrar görüşeceğiz, o güne kadar senin yaşadığın döneme tanıklık etmenin gururunu yaşayacağım.”

                                                                                                                                 Kemal Dinçer