PAYLAŞ

Efsane müzisyen Frank Sinatra’nın kızı olarak başladığı kariyer basamaklarını “These Boots Are Made for Walkin” ile koşar adım tırmanan Nancy Sinatra 60’lı yıllardan itibaren müzik sahnelerine adını altın harflerle yazdırmaya devam ediyor.

These Boots Are Made For Walkin’

1960’ların ortasında “So Long Babe” ve “How Does that Grab You Darlin’?” ile müzik listelerinde adından söz ettirmeye başlayan Nancy, günlük tutup sevdiği erkek için ağlayan kadın imajının geride kaldığını oldukça radikal bir biçimde gözler önüne seren önemli müzik ikonlarından. Erkek tekelindeki Rock’n Roll piyasasında güçlü duruşu ile kendi kurallarını kendisi yazan Nancy Sinatra’nın “These Boots Are Made For Walkin’” ile kadınlar için müzikte yeni bir dönem başlattığını söylemek mümkün.

Nancy Sinatra ve kendinden emin duruşu belki de müzik tarihinin ilk “rebel chick” hareketi ve bu hareket kuşkusuz kitlesel bir değişimin en büyük habercilerinden. Kadın rock yıldızlarının dünya üzerinde seslerini yükseltmelerinde büyük bir pay sahibi olan Nancy Sinatra’nın ilham aldığı isimler arasında Ruth Brown, Laverne Baker, Doris Day, Peggy Lee, Elvis Presley ve Bridgette Bardot gibi efsaneleşmiş sanatçılar da yer alıyor.

Evine Hoşgeldin Elvis!

50’li yıllarda Sinatra, profesyonel anlamda sanat hayatının temellerini oluşturacak bir takım faaliyetlerde bulundu. Kaliforniya üniversitesinde müzik, dans ve ses eğitimleri alarak bir yıl gibi kısa bir zaman sürecinde Frank Sinatra’nın televizyon programında çalışmaya başladı.

“The Frank Sinatra Timex Show” adındaki programın Elvis Presley özel bölümünde Avrupa’daki askeri görevinden dönen Presley’i babasını temsilen hava alanında karşılamak ile görevlendirilen Nancy’nin Elvis ile tanışması müzik hayatında önemli bir yere sahi oldu. İlham aldığı isimler arasında sık sık Elvis’ten bahseden Nancy Sinatra, müzikal yolculuğunda Elvis’ten izler taşıyan birçok çalışmaya da imza attı.

1967 senesinde, ikinci bir numaraya yükselen teklisi “Somethin’ Stupid”in yayınlanmasının akabinde Speedway filminde Elvis Presley ile başrolleri paylaştı. Müzikal aksiyon kategorisinde yer alan filmin soundtrack’leri Elvis Presley tarafından hazırlanırken film ile aynı adı taşıyan bir Soundtrack albüm de yayınlandı. Film 2007 yılında DVD formatında tekrar piyasaya sürüldü.

James Bond: You Only Live Twice

Kendine has imzası, kulaklara kazınan şarkıları, hafızalardan silinmeyen albüm fotoğrafları ile Amerika Birleşik Devletleri ve Uluslararası müzik listelerinin müdavimleri arasında yer alan Nancy Sinatra 60’dan fazla hite sahip. Müzikten modaya; saçtan makyaja dönemin trendsetter’larından biri olan Sinatra’nın hala birçok kişinin idolleri arasında olduğunu söylesek yanılmış olmayız.

“Boots”un 1966 yılında liste başında #1 numara olması ile beraber ardı arkası kesilmez bir başarı örneği göstererek “How Does That Grab You” ile bir kez daha tüm dünyayı şaşkına çeviren Sinatra, ölümcül vuruşunu James Bond filmi “You Only Live Twice” ile gerçekleştirdi. Bugünkü canlı performanslarında dahi en çok talep gören şarkılarından biri olan parça şüphesiz Nancy Sinatra denilince ilk akla gelen çalışmalardan. Bond kızlarının ruhunu en iddialı şekilde yansıtarak hazırladığı şarkı aynı zamanda en çok bilinen “James Bond” temalarından biri…

İllustrasyon: Merve Kar

Summer Wine

Nancy ve kariyeri konusunda Lee Hazlewood’dan bahsetmemek olmaz. “Summer Wine”, “Some Velvet Morning”, “Sand” ve “Jackson” gibi hitler şüphesiz bugün dahi hepimizin ezbere söyleyeceği cinsten. Birçoğu günümüz grupları tarafından da yeniden yorumlanan şarkıların her biri yayınlandıkları dönemin vazgeçilmez klasiklerinden. Bununla beraber, Kate Moss ve Primal Scream tarafından da yeniden yorumlanan “Some Velvet Morning” 2003 yılında London Daily Telegraph tarafından yapılan bir ankette bugüne dek kaydedilen en iyi düet olarak seçildi.

Sansür

Karen Schoemer, “Rolling Stone: Women in Rock” adlı kitapta Nancy’den 60’ların ruhunu yansıtan en iyi örnek olarak bahsediyor. James Vickerson’a göre ise Nancy Sinatra, Elvis ile özdeşleşen tekniği kullanarak kuralları kadınların lehine çeviren ilk isim.

Durum böyle iken, Nancy Sinatra’nın 60’lı yıllarda büyük bir fenomen olduğunu söylemek mümkün. Bu noktada, 1966 yılında yayınlanan “Sugar” adlı albüm ile pembe bikini engeline takılan Nancy Sinatra, başka bir tartışma yaratarak sansür konusunu gündeme getirdi. Plak şirketi çözüm yolu olarak albüm kapağında küçük değişikliklere giderek albümü yeniden yayınlama kararı aldı. 1976 yılında yayınlanan tekli “Kinky Love” ise şarkı sözlerinin fazla provokatif bulunması sebebi ile radyolar tarafından yayınlanmama kararı ile karşılandı.

Bang Bang

90’lı yıllarda Nancy Sinatra yer aldığı televizyon programları ve Playboy kapağı ile tekrar hakkında en çok konuşulan isimlerden biri oldu. Ailesi de dahil olmak üzere yakın çevresinden çok sert eleştiriler alan dergi kapağı aynı yıllarda yayınladığı yeni albüm haberini dahi gölgede bıraktı.

Bu tür tartışmalardan sıkıldığını belirten Sinatra, 90’lı yılların ortasında Lee Hazlewood ile yeni bir Amerika Birleşik Devletleri turnesine çıktı. 90’lı yılların sonunda babası hakkında “Frank Sinatra: An American Legend” adlı bir biyografi kitabı yayınladı ve bir süreliğine müziğe ara verdi.

2003 yılında Hazlewood ile sadece Avustralya’da yayınlanan bir albüm kaydetti. “Nancy & Lee 3” isimli albüm ikilinin özlenen sound’unu tekrar dinleyicileri ile buluşturdu. Aynı yıllarda babasının tavsiyesi üzerine kendi albümlerini kendi kaydetmek istediği için işin teknik kısmında da yer almak istediğini açıkladı. 2004 yılında aldığı yeni karar doğrultusunda yakın arkadaşı Morrissey ile özdeşleşen şarkılardan biri olan “Let Me Kiss You” yeniden yorumu ile tekrar listelere geri döndü. Morrissey versiyonu ile aynı gün yayınlanan şarkı 30 yıldan sonra gelen ilk Nancy Sinatra başarısı oldu ve İngiltere listelerinde #46 numaraya yükseldi.

11 Mayıs 2006’da “Hollywood Walk of Fame”de yıldız almaya hak kazanan Nancy Sinatra, ikonlaşan ismi ile her yıl aynı tarihte kutlanacak “Nancy Sinatra Günü” ile ödüllendirildi.