PAYLAŞ

Kimilerince Dünya’ya ait olmayacak kadar kadar güzel müzik yapan uzaylı, kimilerinin ise uzaya iteleyeceği kadar hoşlanmadığı müzik kadını; Björk.

Ses tellerinde peri dokunuşu mu demeli, on bir yaşından başlayan çalışmanın getirilerinden mi bahsetmeli bilinmez fakat ortada yalnızca bir müzisyen değil söz yazarlığı, yapımcılık, oyunculuk ve kendi enstürmanlarını kendi yapan , isminin eski kuzey dillerindeki manasını karşılarcasına, bir müzik ‘deha’sı var.

Björk Guðmundsdóttir

Müzikal hayatına doğduğu yer olan Reykjavik’de , flüt, şan dersleri almasıyla başladı. İlk grubunu 15 yaşındayken Tappi Tikannas adında bir post-funk grubu kurdu. 1982 yılında grubun iki parçası ülkenin yerel müzisyenlerinin konu edildiği bir belgeselde kullanıldı. Bu Björk’ün müzik çevrelerince tanınmasını sağlayan ilk olaydı.

1983 yılında İzlanda’lı genç müzisyenleri konuk edildiği bir programda Einar Orn ve Sigtryggur Baldursson’un da bulunduğu birkaç kişi öne çıktı ve bu kişiler, o yılın sonunda Kukl kuruldu. Bu sırada Tappi Tikarass’ın ikinci ve son albümü de çıktı. Bundan sonra Björk, sadece Kukl’la çalışmalarını sürdürdü. İki sene boyunca Björk ve yeni grubu iki albüm piyasaya sürdü. 1986 yılında ise grup dağıldı.

Björk ve eşi, gitarist Thor Eldon’ın, 8 Haziran 1986’da Sindri adında bir oğulları olduğu gün ile aralarında Kukl’un elemanlarından bir kaçının da bulunduğu yeni bir grubun oluştuğu gün de aynıdır.  Grubun ismi ancak 1986 sonlarında netleşti;  Sugarcubes ve 1987 yılında grubun ilk single’ı “Birthday” piyasaya çıktı. Bu single’la birlikte grup Elektra ile anlaşma imzaladı. 1988 yılının baharında grubun ilk albümü “Life’s Too Good” Amerika’da piyasaya çıktı. Çıkan ikinci albüm “Here Today Tomorrow Next Week” ise birinci albümün yakaladığı başarıyı elde edemedi.

1990 yılında Björk, geleneksel İzlanda jazz soundlarının yer aldığı ve sadace İzlanda’da satışa sunulan albümü Gling Gló’yu çıkardı. 1992 Yılında Sugarcubes’un üçüncü albümü “Stick Around For Joy” adındaki albümü piyasaya çıktı. Yıl sonunda grup dağıldı fakat grubun elde ettiği ün, Björk’te yoğunlaştı.   Böylece müzikal hayatına solo olarak devam edecek olan Björk, büyük bir avantaj da sağlamış oldu.

Solo Kariyeri

Eşi Thor’dan ayrılması sonucunda oğluyla birlikte 1993 yılında Londra’ya taşındı. Björk’ün ilk solo albümü Debut’ta büyük katkısı olan ünlü dans prodüktörlerinden Nellee Hooper ile tanışması onun içinçok önemli bir gelişme oldu.  Debut ve albümden haziran ayında çıkan single Human Behaviour çok ilgi çıkarak, İngiltere’de Top 40’da bir numaraya kadar yükseldi.

1993 Yılında Björk, İngiltere listelerinde “Venus As A Boy”, “Big Time Sensuality” ve daha sonra “Young Americans” filminde de kullanılacak olan “Play Dead” parçalarıyla haftalarca listelerde kalmaya başardı. Rolling Stone dergisi tarafından başarısız bir albüm olarak değerlendirilen Debut, NME dergisi tarafından yılın albümü seçildi. Ayrıca Björk, o yıl düzenlenen Brit Ödülleri’nde de “En İyi Uluslararası Kadın Solo Artisti” seçildi.  Albüm hakkındaki en doğru veri ise satış grafiğinden anlaşılıyordu. Albümle Björk, Amerika’da bir star olma yolunda ilk adımı atmıştı.

Björk 1994 yılında sessiz kalmayı tercih etti ve ikinci albümünün çalışmaları üzerine yoğunlaştı. Björk ikinci albümünde; Nellee Hooper, Tricky, 808 State’s Graham Massey ve Howie B. ile çalıştı.

1995 Yılının Haziran ayında Björk’ün ikinci albümü “Post” piyasaya çıktı. Björk’ün bu ikinci albümünden çıkan ilk single ise “Army Of Me” idi. Albüm İngiltere Müzik listelerine iki numaradan, Amerika müzik listelerine ise 32 numaradan giriş yaptı. Bu albümle Björk, 1995 yılında yapılan Brit Ödülleri’nde ikinci kez “En İyi Uluslararası Kadın Solo Artisti” ödülünü aldı. Albümden çıkan singlelar “Isobel”, “It’s Oh So Quiet”, “Hyperballad” uzun süre listelerde kalmayı başaran parçalardı.

Björk’ün üçüncü albümü Telegram 1996 yılının sonlarına doğru piyasaya çıktı. Bu albüm Post’un tekrar kaydedilmiş, remixlenmiş bir versiyonuydu. Telegram Amerika’da 1997 yılının Ocak ayında piyasaya çıktı.

Björk’ün o güne kadar yaptığı en deneysel parçaların bulunduğu dördüncü albümü Homogenic 1997 yılında piyasaya çıktı. Björk, bu albümde LFO’dan Mark Bell, Mark “Spike” Stent ve Post’da çok büyük katkıları olan Howie B. ile çalıştı.

2000 yılının baharında Björk, Cannes Film Festivali’nde, Lars Von Trier Palme D’or Ödüllü filmi Dancer In The Dark ‘da gösterdiği başarılı performansından dolayı “En İyi Aktris” ödülünü aldı. Björk bu film için hazırladığı soundtrack Selmasongs ile birçok çevre tarafından övgüye değer görüldü.2001 yılında Vespertine adlı albüm yayınlandı.Albüm içe dönük bir kış albümüdür.

Björk bu defa bir kadının iç dünyasını anlatmaktadır.Albümden çıkan singlelar Hidden Place, Pagan Poetry ve Cocoon büyük yankı uyandırdı.Şarkılara çekilen videolar da büyük ilgi gördü.Pagan Poetry’de Björk Nick Knight ve Alexander McQueen ile çalıştı.

2002 Yılında Matthew Barney ile birlikteliklerinden kızları İsadora dünyaya geldi. 2002 Yılının ekim ayında ise Björk’ün internet sitesinden hayranlarının verdiği oylar sonucu belirlediği şarkı listesiyle yayınlanan “Greatest Hits” albümü piyasaya çıktı. 2002 Tarihli “Box Set”in adı ise “Family Tree” dir.

2004 Yılının ağustos ayında ise sondan bir önceki albümü olan Medúlla piyasaya çıktı. Albümün 7. parçası olan “Oceania” 2004 Atina Olimpiyatları için açılış şarkısı olarak kullanıldı. 2005 Yılında partneri Matthew Barney’nin yönetmenliğini yaptığı “Drawing Restraint 9” adlı filmde rol aldı ve bu filmin müziklerinden oluşan bir albümü piyasaya çıktı.

2007 Mayıs ayında ise altıncı albümü Volta’yı piyasaya sürüldü. On şarkıdan oluşan Volta’nın kimi şarkılarında Björk Timbaland ile çalıştı. Volta’dan çıkan ilk single ise Earth Intruders. Tamamen dışa dönük ve politik yönü ağır basan bir albüm, Björk albümün yayınlanmasının ardından Volta turnesine çıktı ve turnenin bir ayağında Türkiye’yede uğradı. Volta turnesi bittikten sonra Voltaic isimli 2 CD ve 2 DVD ‘den oluşan bir live albümü yayınladı.

Biophilia Dönemi

Ipad üzerinden yayınlanan dünyanın ilk app (uygulama) albümü olma özelliğini taşıyan Biophilia Ekim 2011’de piyasaya çıktı.

Björk, sitesinde dinlenebilecek ses kaydında Biophilia’yı şöyle anlatıyor:

“Biophilia’ya hoş geldiniz. Doğanın her türlü suretine karşı duyulan sevgiye. En küçük organizmadan, evrenin derinliklerinde seyreden devasa kırmızıya kadar. Biophilia bitmek bilmez bir merak uyandırır, doğa ile buluştuğumuz, ulaşılması güç yerleri araştırma ve keşfetme isteğidir.

Renkler ve biçimler, parfümler ve kokular, tuzlu rüzgârın dile dokunuşu ve tadı; doğanın duyularımız üzerinde oyunlar oynadığı yerler. Ancak, doğanın büyük kısmı bizden gizlidir, onu göremeyiz veya ona dokunamayız, aynen günlük hayatımızda bizi her şeyden çok etkilediği söylenilen fenomen olan ses gibi.

İnsanlar tarafından kontrol altına alınan sesin cömertçe ve duygularla dağıtılmasına müzik diyoruz. Müzik olmasaydı şu anda gizli kalmış olacak parçalarımızı ifade etmek için müziği kullandığımıza göre, doğanın gizli dünyasını biraz daha görünür kılmak için teknolojiyi de kullanabiliriz. Biophilia’da bu üçünün nasıl bir araya geldiğini göreceksiniz: doğa, müzik ve teknoloji. Dinle, öğren ve yarat.

Parmağının ucunda yatan evreni dolaş. Üç boyutlu galaksilere dokun, içerisinde yolculuk et. Takımyıldızlarının içine yerleştirilen farklı şarkı uygulamalarını (app) ve bu uygulamaların ek özelliklerini keşfet. Boşlukta kaybolduğunu hissedersen, seni eve götürmesi için her zaman müzikal pusulayı kullanabilirsin.

Şimdi, insan bedeninin boyutunu unut. Evrensel ile mikroskobik arasında bir geçit olduğunu hatırla. Varlığının derinliklerini harekete geçiren görülmemiş güçler ve seni ve var olan her şeyi kucaklayan doğa. İnsanları teknolojik yenilikler aracılığıyla doğayla yeniden birleştirecek bir devrimin eşiğindeyiz. Oraya ulaşana kadar, hazırlan, keşfet, Biophilia.”

 Vulnicura

2015 yılının Ocak ayında çıkan albüm, bir birlikteliğin bitiş evrelerini konu ediniyor. Çok kişisel bir albüm olduğundan bahsedebiliriz.

Stil

Genç ruhunu her zaman muhafaza eden Björk organik hayat tarzını müzik stili ile tamamlıyor. Kişisel deneyimlerini zarif bir yaratıcılıkla harmanlayan Björk’ün giyim tarzı da oldukça çarpıcı, gotik ile hippie arası tarzı rahatlık ile çarpıcılık arasındaki ince çizgide durmasını sağlıyor. Mükemmele yakın cildi, uzun koyu saçları ve mütevazi duruşu ile yapay bir imaj ürünü olan birçok stardan çok daha iyi bir durumda. Sektörün elinin değdiği birçok yıldızın aksine Björk hala ilk günkü duru halini muhafaza ediyor. Tüm yaratıcılığın hakim olduğu gözleri ve içtengülümsemesi ile Björk neredeyse ailemizin sanatçısı konusunda.

Kişisel Hayatında ve Müzikte Björk

Türkçe bir deyim olarak ‘küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk’  bu minicik ama hazine gibi kadını tanımlamak için kullanılabilir. Müzikal bekareti bozan Björk yaptığı deneysel müzikle, müzikte kimsenin erişemediği bir bölüme erişmiş, tabir-i caiz ise o bölümü de kendi dekore etmiştir. Zaman zaman dişi Thom Yorke yakıştırmaları da yapılmaktadır yaptığı işlerin farklılığı ve başarısı dolayısıyla ona.  Yaklaşık otuz senedir aktif olduğu müzikal hayatında iki çocuk ve otuz bir albüm annesi olmuştur,bu müzikal basamakları üçer-beşer atladığı, şimdi ise sahilde kendi uzay kulesinde müzik yaptığını söylemek mümkün.

Björk sadece kendi enstrümanlarını yapmakla kalmamış aynı zamanda her ne kadar dünya dışı müzik yaptığı iddia edilse de müziğinde çeşitli doğa sesleri, insan solumaları, spor ayakkabı gıcırtısı gibi sesler kullanmıştır. Röportajlarında direkt olarak insanlardan, kendi hayatından, gözlemlerinden ve bazen sadece doğadan etkilendiğini de defalarca söylemiştir. Yaptığı müzikte inancının da etkisi olduğu gözlenmektedir, Björk bir Pagan çünkü…

Björk kariyerinin büyük bir kısmını cüretkar ve sıradışı müzik vidyoları ile birleştiriyor. Son albümünde yer alan videonun MOMA’da da yer alması Björk’ün sanat hayatının ve sanatçı duruşunun güzel bir örneği.  Çığlık sanatının öncüsü, modern zamanların, el değmememiş saflıkta, teknoloji çağına müzik yapan kadını yazdığı şarkılarla ilgili şunları söylemiştir. ” Şarkılarımı gece yazıyorum, herkes uyurken ben üzüm yiyerek yazıyorum. ”

Ayçe YAREN