PAYLAŞ

Dertli gönüllere giren, sadcore ile gönlümüzü fetheden, 2000’li yılların neo Nancy Sinatra’sı olma özelliği taşıyan Lana Del Rey ‘den bahsedersek hatırına flu instagram filtreleri eşliğinde bir sigara yakmamak olmaz. Pr mucizesi mi yoksa gönülden “American Life” temsilcisi mi bilinmez lakin Elizabeth Woolridge Grant son yıllarda tanıştığımız en farklı müzik ikonlarından.

Elizabeth Woolridge Grant

Elizabeth Woolridge Grant 21 Haziran 1985’te New York şehrinde dünyaya geldi. Girişimci bir baba ve öğretmen bir annenin kızı olan Grant, İskoçya kökenli bir ailenin genlerine sahip. Lake Placid, New York’ta Katolik okulunda öğrenim gördükten annesinin de öğretmenlik yaptığı bir liseye nakil oldu. 15 yaşında amcasının desteği ile “Kent School” adlı bir yatılı okula devam eden Elizabeth aynı yıllarda alkol bağımlılığı ile mücadele etmeye başladı. Lise hayatında tek arkadaşı olan okulun en genç öğretmenlerinden Gene Campbell sayesinde müzik ve pop kültürü ile ilgilenmeye başladı.

Liseden mezun olmasının ardından New York Devlet Üniversitesi’ne kabul edildi ancak “Long Island”da teyzesi ve amcası ile yaşamak istediği için okul hayatına bir yıllık ara verdi. Bir diğer yıl Fordham Üniversitesi metafizik bölümüne başvurdu ve kabul edildi. Arkadaş edinmede zorluk yaşadığı yıllarda müzik ile olan ilgisi sosyalleşmesine yardımcı oldu. Okul hayatı boyunca dört yıl The Bronx’ta diğer dört yıl da Brooklyn’de yaşadı.

Lizzy Grant

Amcası tarafından on sekiz yaşında gitar ile tanıştırılan Grant aynı yıllarda kendi şarkılarını yazmaya başladı. New York’ta “Sparkle Jump Rope Queen” ve “Lizzy Grant and the Phenomena” adları ile çeşitli sahnelerde yer aldı.

Elizabeth Woolridge Grant 2005 yılında yedi şarkılık bir albüm yayınladı. “Rock Me Stable” ve “Young Like Me” adları ile piyasaya sürülen albümde kendi şarkıları yer alıyordu. Bir yıl sonra May Jailer sahne adını kullanarak “Sirens” adlı yeni bir albüm piyasaya sürdü. 15 şarkıdan oluşan albüm Lana Del Rey’in klasik tarzına yakın şarkılar da yer alıyordu.

2006 yılında “Williamsburg Live Songwriting Competition”da yer aldı ve aynı gün “5 Points Records” temsilcisi Van Wilson ile tanıştı. 2007 yılında “5 Points Records” ile on bin dolarlık bir albüm anlaşması imzaladı Fordham Üniversitesinden ayrılarak New Jersey’de karavanlardan oluşan bir bölgede yaşamaya başladı. Albüm için prodüktör David Kahne ile çalışmaya başlayan Elizabeth “Lizzy Grant” adı ile 2008 yılında üç şarkıdan oluşan “Kill Kill” adlı bir EP yayınladı.

EP’nin ardından plak şirketi Lizzy’nin albüme odaklanabilmesi için ara vermesi gerektiğini düşünerek albüm projesini rafa kaldırmak istediğini duyurdu.  Haberin ardından Elizabeth toplum hizmeti ve gönüllülük projelerinde yer aldı. Evsiz, alkol ve uyuşturucu bağımlısı gençlere yardım etti.

Bu dönemde Aaron Peer tarafından yönetilen bir kısa filmde yer aldı. 15 dakikalık film 5 Haziran 2010 tarihinde New York Picturestart Film Festivalinde de gösterildi.

Lana Del Rey

2010 yılında Lizzy Grant, Lana Del Ray adı ile ilk albümünü yayınladı. Babası Robert Grant tarafından desteklenen albüm kısa süreliğine iTunes’da satışa çıktı. Kısa süre sonra Lizzy’nin isteği ile dijital platformdan geri çekilen albüm plak şirketi ile Lizzy arasındaki anlaşmazlığın başlangıcı oldu. Dağıtım konusunda daha farklı fırsatların karşısına çıkacağına inandığını belirten Lizzy, 5 Points Records ile olan anlaşmasını bozarak Londra’ya taşınma kararı aldı.

Aynı dönemde menajeri Ben Mawson ile yaşamaya başlayan Lizzy yeni bir sahne adı arayışı içine girdi. Kendi müziğinin şekillenmesine yardımcı olacak bir ad istediğini belirten Lizzy sık sık gittiği Miami ve orada yaşayan Kübalı arkadaşlarından esinlenerek Lana Del Rey ismini benimsedi.

1 Eylül 2010’da Lana Del Rey Mando Diao tarafından ilk MTV Unplugger performansı için Berlin’deli Union Film stüdyolarına davet edildi.

Born To Die

Birkaç demosunu Youtube hesabı aracılığı ile paylaştıktan sonra, Del Rey Stranger Records tarafından keşfedilerek yeni bir albüm anlaşması yaptı. İlk olarak “Video Games”i yayınlayan Lana Del Rey kısa bir sürede büyük bir ilgi gördü. Şarkı Q ödülleri kapsamında “Next Big Thing” , Ivor Novello ödülleri kapsamında da “Best Contemporary Song” dalında iki başarı elde etti. Aynı yıl Interscope Records ve Polydor tarafından albüm anlaşması teklifi aldı. “Born To Die” adını vereceğini duyurduğu albüm üzerinde çalışmaya başlayan Lana Del Rey basında büyük bir beklenti ve merak uyandırdı. Albüm öncesi yapılan promosyon çalışmaları kapsamında Bowery Ballroom ve Chateau Marmont performanslarına imza attı.

14 Ocak 2012’de Saturday Night Live kapsamında çok konuşulan bir performans gerçekleştirdi. Halk ve basından sert eleştirilen alan performansta Lana Del Rey heyecandan kaynaklı ses problemleri yaşadı. Programın konuk sunucusu Daniel Radcliffe tarafından açıklama yapılmasına rağmen program sonrası Lana Del Rey ve performansı üzerine bir çok parodi videosu yayınlandı.

31 Ocak 2012’de yayınlanan “Born To Die” 11 ülkede bir numaraya yerleşti. Müzik eleştirmenleri tarafından çeşitli eleştiriler alan albüm dünya çapında büyük bir çıkış yakaladı. Aynı hafta, Lana Del Rey 2010 yılında yayınlanan ilk albümünün yasal haklarını tekrar kazandığını ve 2012 yazında tekrar yayınlanayacağını duyurdu. David Kahne tarafından yapılan açıklamaya göre ise yasal olarak kazanılan bu hakkın plak şirketleri iki farklı şirket olarak ayrılmadan önce geçerli olduğu savunuluyordu. 2012 yılında 3.4 milyon kopya satarak yılın en çok satan 5. albümü olma özelliği kazanan “Born To Die” 36 hafta boyunca “Billboard 200 Album Chart”taki yerini korudu.

Gangsta Nancy Sinatra

Müzikal stilini “Gangsta Nancy Sinatra” ve “Ormanda kaybolmuş Lolita” olarak tanımlayan Lana Del Rey şarkılarında sinematik bir sound ve pop kültüründen beslenen sözler kullanıyor. 1950 ve 1960’ların Amerika’sından beslendiğini belirten Lana Del Rey, aynı zamanda iyi bir Jazz dinleyicisi. Basın tarafından “Hollywood Sadcore” etiketlendirilmesi yapılan müziğinde Lana Del Rey, rock, indie ve hip hop türlerini sentezleyerek özgün bir sound elde ediyor.

Tropico

Born To Die’ın devamı niteliğinde olan “Paradise Edition” 12 Kasım’da yayınlandı. Üçüncü EP’nin yayınlanması ile Lana Del Rey, “Billboard 200” listesine 10. sıradan giriş yaptı. Albüm ilk hafta 67.000 satarak yılın en sevilen albümleri arasına girdi. 2012 MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde “En İyi Alternatif” dalında ödül kazandı. “2013 BRIT Ödülleri”nde ise  “Uluslararası Kadın Solo Sanatçı” ödülünü alarak ikinci kez “BRIT Ödülleri”nin sahibi oldu.  27 Mart tarihinde Leonard Cohen şarkısı “Chealsea Hotel #2″ye yaptığı cover’ı yayınlayan Lana Del Rey, Nisan ayında o dönem beraber olduğu Barrie-James O’Neil ile Lee Hazlewood şarkısı “Summer Wine”ı coverladı. “Paradise” promosyon teklisi olarak “Burning Desire”ı yayınlamasının öncesinde şarkının klibini 2013 yılında Sevgililer gününde paylaştı. Tarihinin en üretken günlerini yaşayan Del Rey, aynı dönemde “Great Gatsby” soundtrack’leri arasında yer alan “Young and Beautiful”u da yayınladı. Büyük bir hit olan şarkı “Billboard Hot 100” listesinde 22 numaraya kadar yükseldi.

Paradise’ın yayınlanmasının ardından, Del Rey “Tropico” adında bir kısa film hazırlığında olduğunu duyurdu. Anthony Mandler tarafından yönetilen film 5 Aralık 2013 tarihinde Lana Del Rey’in VEVO hesabı aracılığı ile paylaşıldı. Filmin basın gösterimi 4 Aralık tarihinde Cinerama Dome, Hollywood’da gerçekleşti.

Ultraviolence

“Tropico” ile Paradise dönemini kapattığını duyuran Lana Del Rey 20 Şubat tarihinde twitter hesabında  Dan Auerbach ile stüdyoda olduğunu belirten bir fotoğraf paylaştı. “Ultraviolence” adlı bir albüm üzerinde çalıştıklarını duyuran ikili müzik basınında büyük bir merak uyandırdı. Albümden gelen ilk tekli “West Coast” 12 Nisan tarihinde yayınlandı. Tekli şimdiye kadar bilinen Del Rey şarkılardan çok daha farklı bir sound’a sahipti. İkinci tekli ve klip “Shades of Cool” 26 Mayıs tarihinde, albüme adını da veren “Ultraviolence” 4 haziran tarihinde yayınlandı.

13 Haziran tarihinde raflardaki yerini alan albüm kısa bir süre içerisinde 12 ülkede bir numara oldu. İlk haftasında dünya çapında 880.000 kopya satan albüm Lana Del Rey’in en farklı çalışmalarından biri oldu.

Honeymoon

2014 yılında “Ultraviolence”in hemen ardından “Music To Watch Boys To” adında yeni bir şarkı ve fikirleri olduğunu duyuran Lana Del Rey, aynı yıl “Honeymoon” adında yeni bir şarkı üzerinde çalıştığını duyurdu.  İlk albüme daha yakın bir sound’a sahip olacağını belirttiği albümde Dan Heath ve Rick Nowels gibi eski prodüktörleri de yer alırken Mark Ranson ile de şarkılar üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Albümden yayınlanan ilk tekli “Honeymoon” 14 Temmuz’da yayınlandı, albümün tamamının ise Eylül ayında raflardaki yerini alması bekleniyor.