PAYLAŞ

Punk’ın Romeo ve Julieti: Sid & Nancy

Kısacık bir sürede yaşanan aşkları – öyle ki tanışmaları ile ölümleri bir seneyi buluyor- seneler öncesinden bu yana adlarının anılmasına, aykırı aşıklara idol olmalarına sebep oldu.

Sid & Nancy ile ilgili görsel sonucu

”Sex Pistols Penisi Temsil Ediyor, Hepimiz Penisiz.”

Sid, tam adıyla John Simon Ritchie 1957’de Londra’da doğdu. Annesi ve babası ufak yaşta ayrılınca, uyuşturucu satıcısı annesinin bakımına muhtaç kaldı, nitekim bu şartlar altında psikolojisi bozuk, saldırgan bir çocuk olarak büyüdü. Dönemin enlerinden Ramones, David Bowie hayranıydı Sid. ‘The Johns’ adında üye olduğu çetede, Johnny Rotten ile tanıştı, bu Sid’in hayatındaki birinci dönüm noktasıydı. Çünkü Johnny , 1976’da ‘Sex Pistols’u kurdu ve kendisi de solistliğini üstlendi. Aynı zamanda John’a da Sid ismini veren oydu.

Sex Pistols başlarda kışkırtıcı ve aykırı bulundu ve bir kitleye yayılamadı. Bu sebeple grubun bas gitaristi Glen Matlock gruptan ayrıldı. Yedek baterist olan Sid, bir anda kendisini grubun basçısı olarak buldu. Sid’in gitarı eline aldığında ‘ Bu gitarın iki telini nerenize soktunuz?’ dediği söylenir. Hatta ilk konserlerde Sid’in gitarı amfiye bağlanmazmış. Sid akıllı, çabuk öğrenen ama umrunda olmayan ‘çocuk zeki ama çalışmıyor.’un seneler evvelki temsilcisi olarak tam bir punkmış aynı zamanda.

Sex Pistols kimileri tarafından yerden yere vurulur, hiçbir işe yaramadıkları, iyi enstürman çalmadıkları söylenir ama öyle bir kitle vardır ki Sid’in ve Sex Pistols’un her daim arkasındadır. Çünkü punk aykırılıksa zaten nota defteri ya da mükemmel bir enstürman bilgisi istemez. Spontanedir, delidir, içkidir, dağıtmaktır. Bu grup da bunu sonuna kadar yapmış, sınırları zorlamıştır. Tek bir albümle senelerce listelerde kalmayı başarmıştır. Rolling Stone’un ‘Tüm Zamanların En İyi 500 Albümü’ listesinde de 41. sırayı almışlardır. Joy Division gibi albümlerin de esin kaynağı olmuşlardır.

Sid & Nancy ile ilgili görsel sonucu

Love Kills

Sid’in Johnny’nin bir arkadaşı vasıtasıyla Nancy ile tanışması hayatının ikinci dönüm noktasıdır. Nancy herkese göre sürtüklüğün sınırlarını zorlayan ama aynı zamanda anaç biridir ve Sid için bulunmaz bir eş olduğunu gösterir. Grup üyeleri ve yapım şirketi kesinlikle bu ilişkiye karşı çıkmıştır. Aynı olayın Jonh Lennon ve Kurt Cobain’in başına gelmesi sebebiyle, durumdan direk Nancy’i sorumlu tutmak da pek mümkün değil. Bu daha çok bir ‘grubu dağıtacağından korkulan kız.’ vakası.

Aşkı dibine kadar yaşamak denilen bir şey varsa bu çift de bunu göstermiştir herkese, filmleri bile yapılmıştır hatta. Seks, uyuşturucu, içki, hastalıklı sevmek, kavga, gözyaşı,punk. Bunları toplayınca eşittirden sonrasına Sid ve Nancy’den daha doğru bir sonuç getirilemez zaten.

12 Ekim 1978 günü Chelsea Otel 100 numaralı odada , Nancy’nin cesedi tuvalette bıçaklanmış halde bulundu. Bu tüm iplerin kopuş noktasıydı aslında. Sid, Nancy cinayetinde 2. dereceden suçlu sayılıp tutuklandı, dört gün sonra da kefaletle serbest bırakıldı. Nancy ‘nin uyuşturucu satıcılarıyla anlaşmazlıktan öldürüldüğüne karar verildi. Duruşma beklenirken Sid’in firar ettiği haberi alındı. Sid, bir otel odasında, yüksek dozdan ölü bulunduğunda , tarihler 2 Şubat 1979’u gösteriyordu.

Sid’in kendi pisliğinden öldüğünü söyleyenler de var fakat punka ve aşka hâlâ inanlar olarak Nancy’nin ölümüne dayanamayıp intihar ettiğini söylüyoruz. Öyle ki Nancy öldükten sonra , Sid’in yazdığı mektubun çevirisi, şöyledir;

“Sen benim bebek kızımdın,
Bütün korkularını biliyorum.
Seni kollarımda tutup
Gözyaşlarını silmek ne büyük bir haz.
Ama artık sen yoksun, sadece acı var
Ve benim yapabileceğim hiçbir şey yok.
Senin için yaşamayacaksam ben,
Bu hayatı yaşamak istemiyorum.”

Sid & Nancy ile ilgili görsel sonucu

No Future

Her konserde defalarca tekrar ettikleri, grubun sloganı gerçek oldu. No Future , Sex Pistols’un kaderi oldu belki de. Sid’in ölümünden sonra kalan üyeler müzik yapmaya devam ettiler ama Sid’in payı öylesine büyüktü ki, eski etkilerini hiçbir zaman sürdüremediler. Sid, grubun sesi olmasa da, fotoğrafıydı. Ve o’ndan sonra grubun geleceği olmadı.

‘”Sid is dead.’ but ‘Punk’s not dead.”

Ayçe Yaren Değirmenci