PAYLAŞ

2000’li yıllarda alternatif müzik dünyasına damgasını vuran gruplar sıralaması yapacak olursam şüphesiz Coldplay’i ilk sıraya oturturum.

Parachutes isimli her şarkısı ayrı bir klasik niteliği taşıyan debut albümleriyle müzik dünyasına adım atan grup zoru başardı ve başucu albümü diyebileceğimiz bir çalışmayla müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 2002 yılında kazandıkları “En iyi alternatif müzik albümü” grammy’si ile başarılarını dünya çapında kanıtlayan Coldplay ikinci albümleri “A Rush of the Blood to the Head” ile zor bir sınav vereceklerinin farkındaydı. Bir önceki albümleriyle hayranlarının beklentilerini yükselten grup en az ilki kadar iddialı yeni albümleri ile yepyeni başarılar kazanmaya devam etti.

2003 ve 2004 yılında kazandıkları Grammy ödülleri müzik dünyasının kült grupları olma yolunda önemli bir aşama kaydetmelerine sebep oldu. “A Rush of the Blood to the Head” müzik çevrelerinde uzun yıllar konuşulan albümler arasında yerini korudu. 2005 yılında yayınladıkları “X and Y” NME de dahil olmak üzere birçok müzik mecrası eleştirmenleri tarafından tama yakın puan aldı.

Albüm ticari başarısının yanı sıra Coldplay’in kaliteli müzik konusundaki istikrarını kanıtlar nitelikteydi. 2008 yılında raflardaki yerini alan Coldplay albümü “Viva la Vida or Death and All His Friends” 2008’in en çok satan albümü olarak kayıtlara geçti. 2011 yılında yayınlanan “Mylo Xyloto” büyük satış rakamları elde ederek Coldpay’i büyük rock grupları arasında önemli bir konuma yükseltti. Chris Martin’in müzik dışında gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleri Coldplay’i sadece bir rock grubu olma yolundan “sosyal bir grup” olma yoluna ilerletti.