PAYLAŞ

Kısacık tarihiyle şu gün hayranlıkla dinlediğimiz pek çok şahsı ve grubu etkilemiş, Manchester’ın ”Madchester” olarak anılmasına neden olmuş, post punk akımının temel taşlarından biri. Belki de en mühimi…

İngilte’nin karanlık sanayi şehri Manchester’ın, Lancashire doğumlu, Macclesfield gelişimli, bir hayli sancılı ve bir o kadar da sanrılı çocuğu Ian Kevin Curtis, bugün bile bir efsane olarak nitelendirilen, 4 Haziran 1976 tarihli Lesser Free Trade Hall’da gerçekleşen Sex Pistols konseri esnasında Johnny Rotten’ın ağzından çıkan ”Umarım bu gece eve döndüğünüzde annenizin kurabiye kutusundaki tüm parayı çalar, yarın kendinize bir gitar alır ve kendi grubunuzu kurarsınız.” sözlerinin de etkisiyle Bernard Sumner ve Peter Hook’a katılır ve 1976 sonu 1977 başlarında Joy Division’ın temelleri atılır.

Grup, Curtis’in David Bowie hayranlığının da etkisiyle, Bowie’nin ”Warszawa” şarkısından esinlenerek 1977 yılında ”Warsaw” adıyla The Electic Circus’da sahne almaya başlar.

Kısa süre içesinde Ian’ın tuhaf ve bir o kadar da epileptik dans etme stili, kendine has soğukluğu, müziğinin melodik yapısına rağmen sözlerin karamsarlığı ile dikkatleri iyice üzerine çeken grup The Electric Circus’un kapanmasına istinaden düzenlenen veda konserlerinin canlı kayıtlarından oluşan ”Short Circuit” adlı albümde ”At a Later Date” adlı kayıları ile yer alırlar ve 1977 sonunda ise ”An Ideal For a Living” adlı debut EP’leri için dört şarkı kaydederler.

Bu kayıt amatör bir kayıt olmasına rağmen Warsaw’un hem kendi tarzını iyice oturtması hem de albüm yapmaları için gerekli tecrübeyi yavaş yavaş kazanması açısından önemli bir adımdır.

1978 başında Warsaw Pakt grubunun yeni bir albüm yayınlaması üzerine grup, Frederick Muller’in ”House Of Dolls” kitabında geçen ve nazilerin şahsi zevkleri için kullandıkları kadınların kaldığı bölümlere verilen isim olan Joy Division’da karar kılar.

Nazizm ile uzaktan yakından bir alakası olmamasına rağmen bu isim pek çok tepkiyi beraberinde getirir. Grup yine aynı yılın başında o zamanlar bir televizyon kanalında çalışan ve ilerleyen yıllarda Factory Records ve The Haçienda gibi müzik tarihine yön veren iki oluşumun sahibi olacak ve ”Mr. Manchester” olarak anılacak olan Tony Wilson ile tanıştı. Bu tanışmanın hemen ardından da bahar aylarında debut albüm için kayıtlara başladı.

Lakin sonuçlar pek de tatmin edici olmadı. İstedikleri kaydı elde edemeyen grup albümü yayınlamak istemese bile albüm Warsaw adı altında satışa sürüldü. Haziran 1978’de Joy Division, Manchester Sound için önemli bir yeri olan ve esas adı The Russell Club olmasına rağmen ”The Factory” olarak bilinen, özellikle de Tony Wilson’ın desteklediği gruplara ev sahipliği yapan mekanda sahneye aldı ve Tony ile bir arkadaşının kurduğu Factory Records ile anlaşma imzaladı.

1978 sonunda Londra’da ilk konserini veren grup dönüş yolunda Ian’ın kriz geçirmesi ve kendisine sara teşhisinin konulması üzerine bir hayli sarsıldı. Zamanla Ian’ın krizleri artmaya başladı. Krizler özellikle de strob efekti yüzünden özellikle sahnede sorun oluyordu.

Öyle ki, Ian’ın She’s Lost Control’ü gruba katılmadan önce çalıştığı postanede sara krizi geçiren bir kızdan ve kendi durumundan ilham alarak yazdığı söylenir.

1979 baharında grup Unknown Pleasures’ı kaydetti ve kapak tasarımını Peter Saville’in yaptığı albüm haziran ayında satışa sürüldü. Satışlar tahmin edilenden de iyi gitti. Sonbaharda Buzzcocks ile turneye çıkan grup Buzzcocks’tan bile daha çok ilgi gördü. Ian’ın enteresan hareketleri ile sesine yansıyan içsel hüznü izleyen ve dinleyen herkesi şaşkına çeviriyordu. Bu turne esnasında Ian Annik Honore ile tanıştı. Böylece Deborah ile Ian’ın evliliği de ilk darbeyi almış oldu. Ve bir daha da toparlanamadı.

Ne yardan geçerim ne serden diyen Ian iki kadın arasında kaldı ve hayatına mal olan depresyonu ile tüm zamanların en iyi şarkılarından biri olarak kabul edilen Love Will Tear Us Apart’ı yazdı, lakin şarkı uzun bir süre kaydedilmeden sadece canlı performanslarda dinlenebildi.

1980 yılında Avrupa turnesinin bitiminde Closer adlı ikinci albüm kaydedildi. Hem menajerleri hem de grup için resmen bir dönüm noktası olacağı düşünülen albümün tanıtımı için Amerika turnesinin planları bile yapılmaya başlanmaştı. Fakat kimse Ian’ın günden güne daha da dibe çekildiğini görmek istemiyordu. Ortada arızalı ve bir o kadar da mükemmel bir frontman vardı ve geri kalan hiçbir şey kimsenin umurunda değildi.

Nisan başında grup Londra’da üç gün içerisinde dört konser verdi ve Ian sahnede ağır bir sara krizi geçirdi. Birkaç gün sonra da ilaç etkileşimi yüzünden iyiden iyiye rahatsızlandı. Aslında bu durum ilaç etkileşimi yüzünden değildi. Ian bilerek ilaçlarını karıştırmıştı.

Ortalık biraz sakinleşmişti fakat Ian bir türlü iyiye gitmiyordu. İlerleyen günlerde Love Will Tear Us Apart için bir grubun prova yaptıkları ve kapısında Ian tarafından adının kazındığı depoda bir video klip kaydedildi.

2 Mayıs 1980’de Joy Division Ian’ın aralarında olduğu son konserini Birmingham Üniversitesi’ndeki şanslı dinleyenlere verdi ve bu konserden sonra Ian Macclesfield’a geri döndü.

Ve 18 mayıs 1980 sabahı, bugün pek çok kişi tarafından modern zaman peygamberi diye nitelendirilen Ian Curtis, Werner Herzog’un Stroszek filmini izleyip ardından da Iggy Pop’ın Idiot albümünü dinlemiş ve akabinde evinin mutfağında kendisini asmıştır. Ölmeden önce yazdığı ”Çoktan ölmüş olmayı dilerdim. Artık hiçbir şeyle baş edemiyorum.” notu Ian’ın içindeki ucu bucağı olmayan karanlığı belki de en iyi yansıtan sözleridir. Ölümünden sonra bedeni yakılmış ve külleri Macclesfield’a gömülmüştür. Mezar taşında da Love Will Tear Us Apart yazmaktadır.

Ölümünden kısa bir süre sonra Closer albümü ve bunu takiben Atmosphere teklisi ve son konser kayıtlarını içeren Still yayınlandı.

Uzun bir zaman sonra da Factory Records son bir toplama olarak 1988 yılında Substance’i satışa sürdü. Kalan üyeler ise Ian olmadan New Order olarak yollarına devam ettiler.

Joy Division, The Smiths’ten The Cure’a, Radiohead’den İnterpol’e pek çok gruba ışık vermiştir. Ve gözlerinden hüzün akan adam, Ian, sadece O sonsuz ve büyülü karanlığının içinde kalmayı seçmiştir.

Bilgesu Mutlusoy