Popüler müzik tarihinin en önemli albümünün ne olduğunu soracak olsanız, herkes bambaşka bir cevap verecektir. Böyle bir soruya net bir cevap vermek de çok mümkün gibi görünmüyor. Müzik tarihinde büyük kırılmalar yaratan albümler, genelde zaman sınavını da kolaylıkla verebilenler oluyor. The Velvet Underground‘un esrarengiz Nico ile ortaya çıkardığı bu ilk albüm, Andy Warhol’un olaya el atmış olması ve arka plandaki hikayesi ile tarih boyunca hatırlanacak bir efsaneye dönüşüyor. Hepsinin ötesinde popüler müzikte o kadar büyük bir kırılma yaşatıyor ki, şu an dinlemekte olduğumuz alternatif rock müziğin ortaya çıkışı kısmen bu albüm sayesinde oldu diyebiliriz. Çıktığı dönem sadece 10.000 sattığı ama bu 10.000 kopyayı alan herkesin müzisyen olup yeni bir grup kurduğu, albümle ilgili en klişe deyişlerden biridir.

the velvet underground and nico vinyl ile ilgili görsel sonucu

Peki bu albümü bu kadar devrimsel yapan nedir diye soracak olursanız, kendinizi 60’ların New York’unda hayal etmelisiniz. The Beach Boys ya da The Beatles’ın tatlı ve romantik şarkılarla listeleri alt üst ettiği, caz müziğin hala popüler olduğu ve Phil Spector’un yazdığı pop parçalarının bütün yıl boyunca radyolarda çaldığı bir müzik dünyasındasınız. Sonrasında elinize aldığınız bu albümün seks, uyuşturucu, nihilizm, sadomazoşizm gibi daha önceleri kimsenin yakınına bile yaklaşmadığı konulara el atan şarkılarla dolu olduğunu hatırlayın. Steril bir atmosfer yaratmamaya özen göstererek, dönemin insanının karanlık ve hastalıklı yönlerini inceleyen bir albüm, nereden baksak çağının çok ötesinde.

the velvet underground and nico ile ilgili görsel sonucu

Albümün sadece bundan ibaret olduğunu sanmayın. Warhol’un ısrarla gruba sokmaya çalıştığı buz gibi soğuk Nico ile grubun beyni Lou Reed’in bitmek bilmeyen çatışmalarının, yaratıcı bir süreç ile albümde kendine yer etmesi bile şarkıları dinlerken kafanızda hikayeler yazmanıza sebep oluyor. “Sunday Morning”, düzenlemelerdeki kusursuzluğu ile hala dinlenen ve sonsuz kere tekrar seslendirilmiş bir klasik. Warhol’un ricası ile ortaya çıkmış, yürek burkan “Femme Fatale”; 28 yaşında yüksek doz ilaç zehirlenmesi ile hayatını kaybeden Factory yıldızı Edie Sedgwick’in trajik hikayesini anlatıyor. Leopold Von Sacher-Masoch’un adını anmaktan çekinmeyen grup, meşhur klasiği “Venus In Furs” ile müzikte fetişizmi kimsenin incelemediği kadar derinlikli inceliyor, iç gıcıklatan kemanları ile bağımlılık yaratıyor. Enerji dolu efsanevi “I’m Waiting For The Man” ve dinleyicileri şok etmeyi başaran 7 dakikalık “Heroin” gibi klasiklerin adını anmadan da geçmemek lazım.

Bu albüm neredeyse her ayrıntılısı ile ayrıca incelenmeyi hak ediyor. Bu kadar kısa bir yazı ile hakkını vermek mümkün değil. Solo kariyerine devam ederken 2013 yılında kaybettiğimiz Lou Reed, elbette bu derece etkili bir albüm ortaya çıkaramadı. Nico ise 1988 yılında İspanya’da hayatını kaybedene kadar solo kariyerine karanlık ve güzel albümlerle devam etti. Baştaki soruyu tekrarlayacak olursam, müzik tarihinin en önemli albümü nedir sorusuna cevap olarak bu albümü vermekten çekinmem. Elbette ki yeterli olmayacaktır ama tarihte bu derece etkili çok az klasik geliyor aklıma.