İlk filmi Hard Eight’ten itibaren çektiği her film ile olay yaratan Paul Thomas Anderson, Amerikan sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden biri olarak anılıyor.

Şimdiye kadar altı Oscar adaylığı ve Cannes Film Festivali’nden “En İyi Yönetmen” ödülü bulunan yönetmen, son filmlerinin soundtracklerini Radiohead’in gitaristi Johnny Greenwood’a teslim etmişti. İki yetenekli sanatçının bir araya gelmesi ise ortaya There Will Be Blood gibi şahane işlerin çıkmasını sağladı.

En son 2015 yılında Greenwood’un İsrailli müzisyen Shye Ben Tzur ve Hindistanlı orkestra The Rajasthan Express ile beraber kaydettiği Junun projesini kameraya alan yönetmen, sıra dışı bir müzik belgeseline imza atmıştı.

Temmuz ayında ülkemizde konser vermeye gelecek olan Junun projesinin P.T. Anderson tarafından çekilmiş belgeselinin fragmanına ise buradan ulaşabilirsiniz. Junun yaz ayları boyunca Radiohead’in Avrupa turnesine de eşlik edecek.

Biz de kariyeri boyunca müzikle bağını koparmayan Anderson’ın yönettiği unutulmaz 5 müzik videosunu sizler için derledik.

Michael Penn – Try (1997)

Boogie Nights ile aynı yıl çektiği bu video, Anderson’ın kamera kullanma konusundaki yeteneği ile şov yaptığı uzun bir tek plandan ibaret. Philip Seymour Hoffman’ın mütevazi bir şekilde desteklediği video, Penn’in bir koridor boyunca değişik film sahnelerinin içinden geçmesini konu alıyor. Boogie Nights’ın uzun çekimlerini akla getiren bu sahne boyunca kameranın arkasındaki ismi merak etmeden duramıyorsunuz. Henüz adını kimsenin bilmediği bir yönetmen için ideal bir başlangıç.

Fiona Apple – Across The Universe (1998)

Anderson, 90’ların sonlarında Fiona Apple ile kısa süreli bir ilişki yaşadı. Bu dönemde bu iki isim pek çok ortak çalışmada bulundular. Apple için dört müzik videosu çeken yönetmenin, en akılda kalıcı eserlerinden biri Pleasantville soundtrack’i için kaydedilen The Beatles cover’ı “Across The Universe” oldu.

Fiona Apple’ın kusursuz bir şekilde söylediği parçanın klibi, önce renkli bir kare ile karşımıza çıksa da, sonrasında siyah beyaz estetiği ile insanı şaşırtıyor. Bir grup erkeğin, bir kafeyi yağmaladığı bu tuhaf video Anderson’ın kamerasını cesurca kullandığı eserlerden biri. Apple’ın video boyunca rahat yüz ifadesi ile yarattığı zıtlık ise videonun bu kadar popüler olmasının sebebi.

Aimee Mann – Save Me (1999)

Magnolia 1999 yılında gösterime girdiğinde, hem izleyicilerin hem de eleştirmenlerin kalbini fethetmişti. Julianne Moore, Tom Cruise ve Philip Seymour Hoffman gibi popüler oyuncuların döktürdüğü film, soundtrack’i ile de bolca konuşuldu. Ağırlıkla Aimee Mann’in parçalarından oluşan soundtrack albümünün tanıtımı ise Save Me ile yapıldı. Bu videoyu kendi çapında özel yapan ise filmin çekim sürecine paralel olarak çekilmiş olmasıydı. Mann’in ciddi ve sert bakışları ile farklı karakterlerin dünyalarında, onların fark etmediği bir varlık gibi bulunduğu videonun nostalji dozu oldukça yüksek.

Joanna Newsom – Sapokanikan (2015)

Newsom’ın son albümünün ilk teklisi Divers’ın videosunu da Anderson kameraya aldı. Divers’ın kendi soyut estetiğinin çekiciliğini reddetmemekle birlikte, Sapokanikan’ın spontan enerjisinin çok daha etkileyici olduğunu düşünüyorum. Yaşayan en büyük yönetmenlerden birinin elinde kamerası ile Newsom’ı New York sokaklarında takip ettiği bu video, bir sette çekilmiş hissi vermiyor. Çünkü gördüğümüz bütün kareler gerçek zamanlı ve belgesel estetiği ile çekilmiş. Özellikle şarkının finalindeki kırılma ile birlikte video, tüyler ürpertici bir atmosfere bürünüyor.

Radiohead – Daydreaming (2016)

Radiohead kariyeri boyunca albümlerinde olduğu kadar, müzik videolarında da çıtayı asla düşük tutmamış bir grup. (Son videoları I Promise bunun en güzel örneklerinden biri.) A Moon Shaped Pool’un en güzel parçalarından biri olan Daydreaming’in videosu ise, Paul Thomas Anderson’ın müzik videosu kariyerindeki en başarılı iş olmayı başarıyor.

Bir kısa film olarak bile fazlası ile etkileyici olan videoda, Thom Yorke’un değişik zaman ve mekanlar arasında geçiş yaptığı ilginç bir yolculuğa tanık oluyoruz. Video boyunca Yorke, 23 farklı kapıdan geçerek, yakın zamanda ayrıldığı partneri Rachel Owens ile geçirdiği 23 yılı metaforik bir anlatım ile izlememizi sağlıyor. Finalinde bir mağaraya ulaştığında anlaşılmaz bir takım sesler mırıldanıyor. Meraklı dinleyiciler tarafından tersten çalınarak çözümlenen replik, kesin olarak Radiohead tarafından onaylanmamış olsa da, tüyler ürpertmeyi başarıyor: “Half of my life”