James Murphy’nin New York kökenli projesi LCD Soundsystem’ın şimdiden adını müzik tarihine büyük harflerle yazdırdığı söylenebilir. Murphy, grubun tek elemanı olmamakla birlikte, şarkıları yazan ve müzik aletlerin çoğunu kendisi çalan kişi olarak, grubun orkestra şefi sayılabilir. Peki ilk single’ı “Losing My Edge/Beat Connection” çıktığı zaman sadece yeraltı müzik camiası tarafından tanınan bu adamın, sadece üç albüm ile New York’un göbeğinde, biletleri dakikalar içinde tükenen bir konser verecek mertebeye ulaşmasını sağlayan ne oldu?

James Murphy

James Murphy 2000’li yılların anti-star’ı olmayı bir şekilde başardı. Bir frontman olarak yakışıklı veya genç değildi, hatta biraz kiloluydu. Giyiminde herhangi bir özen yoktu, hatta çoğu zaman günlerdir aynı takım ile uyumuş ve duş almaya fırsat bulamamış gibi görünüyordu. Şarkılarını kısa kesmek ya da radyoya uygun hale getirmek için hiçbir çaba sarfetmiyordu. Son albüm “This Is Happening” için single arayan plak şirketinin çaresizce “Drunk Girls”’ü seçmesini anlatırken “Albüm 9 şarkıdan oluşuyor ve 65 dakika. Bu biraz utanç verici.” diye ifade ediyordu.

LCD Soundsystem’ı bu kadar büyük yapan etmenlerin en büyüğü Murphy’nin ta kendisiydi. Muphy komik bir adam olduğu kadar, sık sık duygusallaşabiliyordu. Şarkı sözü yazmaktaki başarısı sayesinde dans müziğini tekrar ‘cool’ hale getirmeyi başarmıştı. 70’ler glam rock’ından, 90’lar fransız house müziğine kadar her şeyi yalayıp yutmuş gibiydi. Aynı şarkıda pek çok türü hissettiriyor, bunları ise orijinal ve modern bir şekilde harmanlamayı başarıyordu. Tuhaf bir benzetme olabilir ama Murphy, müzik dünyasının Quentin Tarantino’su olmayı başarmıştı.

Bu nedenle 2011’de, New York’un göbeğindeki konserlerinin bu efsane için güzel bir final olduğunu düşünenler, bu yıl karşımıza çıkan “Call The Police/American Dream” single’ı ile oldukça şaşkınlığa düştü. (Madison Square Garden konser albümünün de oldukça başarılı olduğunu bu noktada hatırlatmak isterim.) Birbirinden güzel bu iki şarkı, şimdiden hazır olan ve plak versiyonunun hazır olmasını bekleyen albüm hakkında çok büyük umutlar doğuruyor. “Call The Police”, Bowie’nin Berlin üçlemesi dönemine selam veren güzel bir rock parçası iken, “American Dream” Murphy’nin yazdığı en orijinal şarkılardan biri olabilir. Drum machine’den gelen ölümcül ritim ve 80’lerden fırlamış yoğunlukta synth’leri ile insanın başını döndürürken, ksilofon dokunuşlarıyla insanı bağımlı eden bir melodiye sahip. Şarkı sözleri ise Murphy’nin favori temalarından yaşlılık ve hedonizmin getirdiği boşluk hissine yoğunlaşıyor.

Albüm ile ilgili beklentilerimiz bu kadar yüksek iken, LCD Soundsystem’ın en güzel 10 şarkısını tekrar hatırlamak istedik.

(Şarkı listesini yazının sonunda bulabilirsiniz.)