Perfume Genius, Matador Records etiketi ile çıkan dördüncü stüdyo albümü No Shape ile her açıdan en olgun, en renkli albümü ile karşımızda.

Müzik endüstrisi popüler müziği tüketilebilir bir nesneye indirgeme yolunda ilerlerken ufak bir yarık yaratmayı başardı. Bir kısım müzisyen, dinleyiciler için keyifle dinlenen şarkılar peşinde koşarken, daha kısıtlı bir müzisyen grubu ise kişisel bir çizgide ilerlemeyi tercih etti. Kişisel olanın ön planda olduğu bir müziğin ise popüler olmak konusunda çok başarılı olmayacağını tahmin etmek zor değil.

Perfume Genius (nam-ı diğer Mike Hadreas), her albümü ile bir adım daha öteye giderek, kişisel bir müziğin de diğerleri kadar ilgi çekici ve çok daha derin olabileceğine dair bir ders vermeye devam ediyor. Seattlelı müzisyenin geçirdiği metamorfozu takip etmek için albümlerini üst üste dinlemek yeterli olacaktır.

Mike Hadreas ile ilgili görsel sonucu

Mike Hadreas’ın 36 yıllık yaşamı hüzün ve acıyla dolu olduğu kadar, irili ufaklı başarılarla da dolu. İlk albümü Learning, Perfume Genius solo projesi ortaya çıktıktan sadece iki yıl sonra piyasaya çıkmıştı. Müzik eleştirmenleri, henüz 28 yaşında olan müzisyenin söyleyecek pek çok şeyi olduğunu daha o zamanlar fark etmişti. Kendi cinselliğini, bedenine olan öfkesini, toplumsal baskıyı ve şiddeti konu edinen şarkıları hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi edinse de asıl patlamasını 2014 tarihli Too Bright ile yapabildi. Aradan geçen yıllar içinde ise, Perfume Genius’ın işlediği temalar çok değişmemiş olmakla birlikte, bu temaların ele alınış biçimleri tamamen değişmiş görünüyor.

too bright perfume genius ile ilgili görsel sonucu

“No Shape” daha adıyla insanda inceleme isteği uyandırıyor. Hadreas’ın LGBT kimliği ile müzik yapan pek çok müzisyenden farklı bir yerde durmasını; samimiyeti, dürüstlüğü ve mütevazi duruşu sağlıyor aslında. “Şekilsizlik” üzerine bir şeyler söyleyen bir albümün Otherside” gibi tuhaf bir şarkı ile açılıyor olması da bundan olabilir. Sadece vokal ve piyano ile başlayan bu ninni, açılış için son derecede riskli bir tercih. Cinsel yönelimi ve din arasındaki çatışmayı konu alan bu eserde Hadreas çok az söz ile çok fazla şey söylemeyi başarıyor. Bu parçanın ortasında beliren ani yükselmeyi, bir sonraki şarkı Slip Away” başka bir boyuta taşıyor. Manik enerjisi ile dinleyiciyi yılın en enerji dolu yolculuklarından birine çıkarıyor. Björk için çektiği videolardan tanıdığımız Andrew Thomas Huang tarafından yönetilen videosu, yılın görsel olarak en tatmin eden müzik videolarından biri.

“No Shape” atmosfer olarak biraz sıra dışı bir albüm. Pek çok müzisyen çarpıcı kısımları albümün başına yerleştirmeyi tercih eder ya da en azından albümün içine eşit bir şekilde dağıtır. Hadreas ise sıradışı bir kurgu yaratmayı başarıyor. Üçüncü şarkı Just Like Love” süslü kemanları ve etkileyici vokalleri ile cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan bir çocuğun fantazisini gerçekleştiriyor. Müzikal anlamda çok iyi eleştiriler alan bir önceki albüm “Too Bright” sularında yüzen bu şarkıyı, albümün ikinci teklisi Go Ahead” Şarkı, Hadreas’ın ayaklarının üstüne çok sağlam bastığı bir parça. Kırılgan ruh hali ile ilgili yazdığı onlarca parçadan sonra, tuhaf düzenlemeleri ve “Hadi gel ve dene” diyerek, öfkelenmeden üstelediği bu parçanın neredeyse iyileştirici bir yanı var.

Tabi bu noktada albümün ne kadar şaşırtıcı olabileceğine dair henüz başka bir sinyal bulamamış olabilirsiniz. İkinci yarının başında ortaya çıkan “Wreath” kulağınıza tanıdık gelen ritmi ile birlikte Hadreas’ın yeteneğinin ispatı gibi adeta. Kate Bush klasiği Running Up That Hill (A Deal With God)”a hem müzikal hem de sözel anlamda göndermeler yapan bu parçada Hadreas bedeni ile ilgili ikilemlerini şiirsel bir dille ele alıyor. Kronik bir sindirim sistemi rahatsızlığı olan Crohn hastalığının bedenini nasıl yavaşça erittiğini, hatta bedeninin ona ihanet ettiğini düşündüğünü haykırdığı bu parça kişisel olanın ne kadar vurucu olabileceğine bir örnek.

Albümün ikinci yarısının birbirinden güzel sürprizlerle dolu olduğunu ifade etmiştim. Romantik piyanoları ile “Every Night” bir hayalet ile iletişime geçme fantazisine yoğunlaşırken, klasik kemanları ve fısıltı şeklindeki vokalleri ile “Choir”, albümü deneysel bir düzleme yükseltiyor. Bu iki parçanın yarattığı atmosferin tüyler ürpertici olduğunu söylemek gerek.

Albümün ve şahsi kanaatimce yılın en güzel parçalarından biri ise tam bu yoğun atmosferin üstüne karşımıza çıkıyor. “Die 4 You” bu iki şarkının en güzel noktalarını harmanlamış gibi görünüyor. Herhangi bir Portishead albümünde sırıtmayacak bu parça, klavyeleri ve nefes kesici vokal melodisi ile yeterince etkileyici olmamış gibi tuhaf sözleri ile de şaşırtıyor. Otoerotik asfiksi gibi sıradışı bir temayı romantik bir parçada böylesine bir metafor haline getirmek, verilen her nefesin yavaşça ölüme yaklaştırdığı bir aşk hikayesi anlatmak herkesin cesaret edebileceği bir şey değil.

 

“Sides”, Bowie esintilerinin en yoğun hissedildiği parça. Hadreas’in türler kadar, zamanlar arasında da incelikle sıçrayabildiğini gösteriyor. Weyes Blood’ın eşlik ettiği bölüm ile bir diyalog haline geliyor. 8 yıllık erkek arkadaşı Alan Wyffels ile karşılıklı bir diyalog gibi işitilen parça, albümün kapanışını yapan “Alan” ile de bu şekilde bağlanıyor. “Alan” bir şükür parçası. Muhtemelen albümün en huzurlu, en mutlu iki dakikasının albümün sonuna gizlenmiş olması ise Hadreas’in bize bir başka sürprizi olsa gerek.

“No Shape” prodüksiyon kalitesi ile ilgili problemlerine rağmen yılın en güzel albümlerinden biri olarak duyuluyor. Hadreas yavaşça kendine çeken ama sonunda şiirselliği ile birlikte insanı büyüleyen parçalara imza atmış. Kişisel anlamda albümü benim için benzerlerinden ayıran ise müzisyenin kendini analiz edebilme konusundaki yeteneği aslında. Sadece güzel şarkıların akıp gittiği bir art pop albümüne değil, duygularla dolu bir yolculuğa tanık olduğunuzu hissediyorsunuz. Albümün incelikli kurgusu, Hadreas’in iç dünyasındaki bütün çatışmaları ve huzuru dinleyicilere sunuyor. Emek harcamak istemeyen dinleyiciler için çok anlam ifade etmeyecek olsa da, bir albümü derinlemesine incelemeyi arzulayanlar için pek benzeri olmayan bir sanat eseri var karşımızda.

 / 4.6