Baltimore menşeli Amerikalı synthpop grubu Future Islands, yeni albümleri “The Far Field” ile yeniden bizimle.

2008 yılında ilk albümleri “Waves Like Home” ile müzik dünyasına adım atan grubun şarkıları, her ne kadar “Shameless” gibi yapımlarda kendine yer bulup popülerlik kazansa ve eleştirmenlerce takdire değer görülse de, rüştünü ispatlama evresi olarak değerlendirebilecek sürecin startını vermeleri, 2014 yılına ait albümleri “Singles” ın çıkış teklisi “Seaons”la, yani nam-ı diğer “Waiting on You” ile olmuştu.

Ünlü müzik sitesi Pitchfork tarafından yılın en iyi parçası ilan edilen “Seaons” ın da yer aldığı çalışmalarının ardından grubun nasıl bir albüm yapacağı da haliyle merak konusuydu.

Grup, beşinci albümleri öncesi, “The Chase” adını verdikleri bir tekli yayınlayıp müzikseverlerle arayı açmamaya gayret etti gerçi. Gelgelelim bu tatlı sürprizler, Future Islands hayranlarını tatmin etmek şöyle dursun, yepyeni şarkıların yer aldığı, dopdolu bir albüm için daha da sabırsızlanmalarına neden oldu. Ne de olsa grup, alternatif bir çizgide ilerliyor olsa da, kemikleşmiş bir dinleyici kitlesine hitap etmeye başlamıştı.

Takvimler 2016’yı gösterdiğinde ise hayranların baskısından mı bilinmez, Future Islands yeni kayıtları için kolları sıvadı. Grup, şubat soğuğunda, küçük bir sahil kasabası olan Avon’da, “The Far Field” için şarkı yazmaya başladı ve bu süreçten toplamda sekiz şarkı çıktı. Bu şarkılardan üçü albümde kendine yer bulurken, “The Far Field”ın kalanı ise memleketleri Baltimore’da, Gerrit’in evinde ve William’ın ev stüdyosunda yazıldı.

Kasım ayına gelindiğinde kayıtlara başlayan Future Islands, Los Angeles’da, daha önce Anthony and the Johnsons, Blondie, Sigur Ros, Unknown Mortal Orchestra gibi birbirinden başarılı müzisyen ve gruplarla çalışmış, Grammy ödüllü John Congleton prodüktörlüğünde albümlerini tamamladı. Blondie demişken, “The Far Field”da Debbie Harry’nin grupla düet yaptığını da hatırlatalım. Ayrıntılar içinse yazıyı okumaya devam.

Dördüncü albümleri “Singles”da olduğu gibi yine 4AD etiketiyle servis edilen “The Far Field” ismini “In Evening Air” albümünde de olduğu gibi, Pulitzer ödüllü, Amerikalı şair Theodore Roethke’in aynı adlı şiirinden alırken, albüm kapağı da yine grubun eski üyelerinden Kymia Nawabi imzasını taşıyor. Gelelim albümde bizleri ne gibi şarkıların beklediğine…

“The Far Field”, Binbir Gece Masalları’ndan bildiğimiz Aladdin’in Sihirli Lambası’nı referans alan ve aşkın gerçekliğine, gerçekliğin önemine vurgu yapan, ironik “Aladdin” şarkısıyla açılış yapıyor. Albümün genel tonuna dair sağlam ipuçları veren “Time on Her Side”, kaydın ilk teklisi ve Albert Birney yönetmenliğindeki video klibiyle dikkat çeken “Ran” parçası ve grubun frontmani Samuel Herring’in yaşadığı çalkantılı ilişkiden ilham alarak yazdığı, yarı otobiyografik “Beauty of A Road”la kayda iyice ısınıyoruz.

“The Far Field”ın beşinci parçası, işaret dilinde çekilmiş video klibiyle de adından söz ettiren “Cave” olurken, ardından röportajlarında grubun klavyecisi Welmers tarafından, insan olmanın ne demek olduğunu çok iyi anlattığı için bir cevher olarak nitelendirilen “Through The Roses” a sıra geliyor. “Ancient Water”, “orman gibi sabırlı” benzetmesiyle, suya dair özlemiyle doğayı kutsayan bir anlatı içerirken, “Day Glow Fire” ise kaydın, özellikle Herring’in vokaliyle dinleyeni hüzünlere gark ettiren, müzikal altyapısıyla genel hissiyatı arasında kalmış dinleyicinin kederini, gamını bir nebze olsun dağıtıyor. (Yine de bu hüzün, Herring ağabeyimiz sağ olsun, baki kalıyor ama. Herring’in tek rakibi bu anlamda The National’dan Matt Berninger olabilir.)

Akabinde Debbie Harry düetiyle “Shadow”a sıra geliyor. 2013 yılında “Singles”ın kayıtları esnasında hazırlanan parçanın albümde yer alan versiyonunun, prodüktör John Congleton’un şarkıyı “The Far Field”a dahil etme çabasının bir ürünü olduğunu söyleyelim hemen. Yıllar boyu şarkıdaki kadın vokalin kim olması gerektiğine karar veremeyen grup üyelerine, Debbie Harry’yi öneren de, o sıralar Blondie’nin yeni albümü için çalışan Congleton’dan başkası değil zira. Grup üyelerinin bu harika düetin gerçekleşmiş olduğunu hâlâ şaşkınlıkla karşıladığını belirttiklerini de ekleyelim.

Albüm için yazılmış son şarkı olan “Black Rose”la tamamlanan “The Far Field”ı, son dönemlerde iyice revaçta olan synthpopa ait sağlam bir örnek olarak kabul etmek mümkün. Washed Out‘u, Beach Fossils’i seviyor, Neon Indian acaba daha dingin, daha sade nasıl tınlardı diye merak ediyorsanız, “The Far Field” ve grubun diğer çalışmaları tam size göre. Öte yandan, “The Far Field”da bütünlükten ziyade tekdüzelik riski taşıyan tekrarların, albümü sindirmeyi bir nebze olsun zorlaştırdığını da iyi niyet kabilinden hatırlatalım.

Future Islands’ı memlekette yeniden canlı dinleme arzumuzu da yazmadan olmaz tabii. Bekliyoruz yani.

7.7/10