Slowdive, 22 yıllık aradan sonra kendi isimlerini taşıyan “Slowdive” adlı albümünü Dead Oceans etiketiyle yayınladı.

My Bloody Valentine, 1991 yılında “Loveless” ile müzik tarihine eşsiz bir başyapıt bıraktıktan sadece iki yıl sonra Slowdive, bir o kadar büyük bir albüm ile çıkageldi. “Souvlaki” shoegaze’in altın dönemini yaşamasına katkıda bulunmuş, sevenleri tarafından neredeyse kutsal kabul edilen bir albümdür. Shoegaze özellikle 2000’li yıllardan sonra türü yaratan grupların teker teker dağılması ile soyu tükenmekte olan bir tür haline geldi. Bu nedenle birkaç yıl önce My Bloody Valentine “m b v” albümü ile döndüğünde, 90’ların nostaljisine hapsolup kalmış olan shoegaze dinleyicileri şaşkınlığa uğramıştı. Çünkü albüm beklenmedik düzeyde “yeni” hissettiriyordu.

slowdive ile ilgili görsel sonucu

Slowdive, sadece üç stüdyo albümü ile yarattıkları efsaneyi bitirip gideli uzun yıllar olmuştu. Onların bir araya gelmesi, imkansız bir fantezi olarak görülürken, onlar beklenmedik bir adım atarak bir araya geldiler. Slowdive’ın yeni bir albüm hazırlığına başladığını duyan herkesin aklında ise benzer bir soru vardı. 90’lar atmosferi ile bütünleşmiş bir grubun yıllar sonra ortaya çıkaracağı bir albüm, nostaljik bir hayalden öteye gidebilecek miydi? Slowdive’ın kötü bir iş yapması çok ihtimal dahilinde değildi elbette, ama beklentilerin sınırı yok. Shoegaze gibi mütevaziliği düstur edinmiş bir türün gittikçe hızlanmakta ve dağılmakta olan bir dünyada kendine yer edinmesi mümkün müydü? Slowdive’ın kötü bir albüm yapmasından ziyade, kendini tekrar etmesi çok daha büyük bir tehlike gibi görünüyordu. Grup 1995’te dağıldıktan sonra, grubun beyni olarak görülebilecek Rachel Goswell ve Neil Halstead, Mojave 3 ile yollarına devam ettiler. 2000’lerin en güzel dream pop albümlerinden bazılarını üretmiş olsalar da, Slowdive büyüsünü asla yakalayamadılar. “Slowdive” ise, rahatlıkla söyleyebilirim ki, sonuna kadar bu büyü ile dolu.

slowdive slowdive ile ilgili görsel sonucu

Albüm 45 dakikadan ve 8 şarkıdan oluşmakta. Bu şarkıların her biri grubun ilk 2 albümünü andıran melodi kırıntılarıyla dolu. Pygmalion döneminin beatsiz ambiyansını kenara bırakıp, eski müziklerine geri dönmüşler. Pygmalion’un eşsiz bir albüm olması, ticari başarısızlığı ve sonrasında grubun dağılmasında bir miktar katkısı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Albümün açılış şarkısı Slomo, grubun “İçiniz rahat olsun, tam olarak özlediğiniz albüm ile geliyoruz.” deme şekli olsa gerek. Dream pop gitarları ve Neil ile Rachel’ın birbiri içerisinde eriyip giden vokalleri insanı yüreğine su serpiyor. Bu noktada baştan iki noktayı da belirtmek gerek. Neil Halstead’in sesi çok şahane bir şekilde yaşlanmamış, ama kesinlikle uyumsuz da değil. Rachel Goswell ise bıraktığımız gibi duruyor, ama ne yazık ki albümde beklenilenden az söylüyor.

Albümün ilk single’ı Star Roving, hayranları tarafından çok büyük bir heyecanla karşılanmamıştı. Eksiksiz bir shoegaze şarkısı olması, bir yandan da ortalama bir şarkı olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Slowdive’ın tıpkı My Bloody Valentine’ın “m b v” albümünde yaptığı gibi, müziklerini yeni bir jenerasyon için elden geçirdiklerini düşündüren bir sese sahipti. Yine de bu şarkının kötü bir single tercihi olmadığı ortada, ayrıca zaman içinde insanın içinde büyüyor. Albüm içerisinde çok daha ayakları yere basan bir şarkı haline geliyor.

Albümün en iyi şarkılarından biri Don’t Know Why, sonunda Rachel Goswell’in büyülü sesi ile mikrofonu eline alıp döktürdüğü bir eser. “Souvlaki” dönemini fazlası ile andıran hızlı davulları, tatlı gitar melodisi ve bir noktada şarkıyı ele geçiren distorsiyonları ile albümle ilgili beklentileri en iyi karşılayan şarkılardan biri. Tıpkı grubun en güzel şarkılarında olduğu gibi vokaller adeta bir müzik aleti gibi melodiye karışıyor ve şarkı sözlerini anlamak imkansızlaşıyor.

Sugar For The Pill ikinci single olarak oldukça iyi bir iş çıkarıyor. Dream pop sularına tekrar yaklaştığımız bu şarkı yürek burkan bir aşk şarkısı olarak albümün en radyo dostu eseri oluyor. Neil Halstead’in en başarılı vokal performanslarından birine tanık oluyoruz. 2000’ler sonrası dream pop gruplarının ders alması gereken yakalayıcı melodisi, minimalist sözleri, ölçülü pedal kullanımı ile yılın en güzel şarkılarından biri oluyor.

Everyone Knows ise “Just For A Day” albümünün karanlık ve düşsel atmosferini ödünç alan bir parça. Goswell’in vokalleri ses duvarının içerisinde eriyip giderken, Slowdive’ın bu kadar eski bir müziği, nasıl hala bu kadar taze olarak icra edebileceğini düşündürüyor.

Sonrasında ise No Longer Making Time ile shoegaze dozunu arttırırken, albümün bir başka doruk noktasına tanık oluyoruz. Tekrar dinleyişlerde gittikçe büyüyen bu şarkı, “O günleri ve geceleri hatırlıyorum, bu his büyüyene kadar onlara tutun.” diyerek sona eriyor. Grubun albümü yaparkenki ruh halini düşündüren bu sözler, erken yaşlarda bir araya gelen grup elemanlarının gençliklerinde hissettikleri duygulara ne kadar yoğun bir şekilde bağlı olduklarını gösteriyor.

Albümün finaline doğru Go Get It, grubun kendini tekrar ettiği hissini veren tek parça oluyor. Yoğun distorisyonları ile dinleyicileri yabancılaştırmayı başarıyor. Ama sonrasında gelen Falling Ashes o kadar muhteşem bir kapanış yapıyor ki, bu duygu tamamen tersine dönüyor.

Falling Ashes, Slowdive’dan 22 yıl sonra beklediğim şarkıyı tanımlıyor diyebilirim. Sekiz dakika gibi uzun sayılabilecek bir süreye sahip olmasına ve sürekli tekrar edip duran piyano tınısına rağmen bu kadar başarılı olmasını açıklamak zor. İki vokalistin aynı anda mırıldandığı dokunaklı vokal melodisi, minimalist gitar dokunuşları ve sonlara doğru çözülürken ortaya çıkan “think about love” repliği ile insanın içine oturuyor. Canlı olarak dinlemenin ne kadar etkileyici olacağını düşünmeden edemiyorum. Slowdive, ne yazık ki bu parçayı henüz hiçbir konserinde çalmış değil.

Grubun, dinleyicileri ile benzer bir ruh halinde olduğunu görmek zor değil. Slowdive, kolaylıkla yoğun duyguları ortaya çıkarabilen bir grup. Albümün bir yandan eski, ama bir yandan yeni olmasını sağlayan ise tam olarak bu olsa gerek. Gençliğinde Slowdive ile tanışmış herhangi biri için, bu albümün yaratacağı duygusal etki oldukça yoğun. Yeni dinleyiciler için ise, jenerik bir dream pop/shoegaze albümünden ötesini ifade edecek kadar güzel. Çok nadiren bir grup ile dinleyicileri, aradan geçen 22 yıl sonrasında bile bu kadar güçlü ve taze bir bağ kurabilir. Slowdive ise belki de bunu başarabilecek çok az gruptan biriydi.

9/10