PAYLAŞ

Ontorio’dan Taylor Kirk’in biraz kaotik biraz da gotik, kendine has melodik isimli grubu Timber Timbre, 2017’yi keyifle hatırlatacak albümü Sincerely, Future Pollution‘ı yayımladı.

sincerely future pollution ile ilgili görsel sonucuKaranlık folk tonlarıyla tanıdığımız grubun diskografisinde dördüncü stüdyo kaydı olarak yerini alan “Sincerely, Future Pollution“, bu yıl pek çok müzisyenin kariyerinde ‘deneme’ alanı yaratarak geçiş yaptığı 80’ler synthlerini içinde barındırıyor.

En son 2011’de, 70’ler country esintili “Hot Dreams” ile hem sözel anlamda hem de vokal anlamda epey derinlikli bir işe imza attılarsa da, benim nazarımda 2009 çıkışlı esrarengiz vadilerin uğultularını kulağımıza getiren “Timber Timbre”nin yeri hep ayrı olacak.

timber timbre timber timbre ile ilgili görsel sonucu

Üçlünün, 10 yıllık süreçten bugüne korumaya çalıştıkları ‘bırak dağınık kalsın’ tavrı 60’ların B filmlerinden fırlamış gibi karşımıza çıktı ancak bir o kadar da titizlikle kaydedilen albümler, bu tavrı ‘bırak yalnız çalsın’a bırakınca tek kelimeyle “sinematik” olarak nitelendirebileceğimiz bir kariyer serilmiş oldu önümüze.

Gruptan soundtrack tadını alan yapımcı ve yönetmenler boş durmadı elbette. Timber Timbre’yi ilk olarak “Breaking Bad”te “Magic Arrow” ile duyduk. Geçtiğimiz yıl yayına giren “The Good Wife”a “Cabollo Sin Nombre“yi armağan ettiler. Yine 2012’de Amerikan yapımı bir komedi filmi “For a Good Time, Call”da “Creep On Creepin On” albümünden “Black Water” yer aldı.

Kirk’ün bu albümde taşıdığı kaygıların üstesinden gelebilmesi için şüphesiz en büyük destekçileri klavyede Mathiev Charborneau ve bassta yer alan Simon Trottier oldu. Zira yeni bir şeyler deneyecek olan Taylor Kirk’ün tek bildiği, dans ettirecek bir sound yakalamaktı ve bunun tek yolu da synthleri müziğine dahil etmekti. Dürüstçe böyle bir kodun DNA’larında bulunmadığını söyleyen Kirk’ün yanı sıra, grubun diğer elemanları bu fikre çok çabuk adapte olmuş olmalı. Çünkü ortaya çıkan iş, işlevsel ve yüzeyselde bu kadar aykırı iken, dinleyeni boşluğa düşmekten kurtaracak bir manevraya sahip. O da kuşkusuz bu adapte olma fikrinden filizlenen duygusal denge. Yine, endişelerini ve kaygılarını çocuğu gibi seven Kirk: “Normalde itiraf etmekten nefret ediyorum, siyasi endişelerden daha fazla hassasiyetimi ifade ediyorum ama bence kayıttaki ton ve sonuç tamamen kaos ve karışıklık.” gibi bir açıklama yapsa da -ki bu modern çağ endişesi pek çok sanatçının ortak yükü- bunu albüme nasıl güzel yedirdiğine tanıklık edebiliyoruz.

Banjoların ve akustik gitarların yerini synth tınıları almış olsa da, organik yapısını alt üst etmeden anlatmak istediğini anlatıyor “Sincerely, Future Pollution”. Albümün anahtar kelimesi “Sewer” gibi görünüyor. Bunu en basitinden dünyayı bir kanalizasyona benzettiklerine yorabiliriz. Bunca sorunun yalnızca dil ve renk değiştiriyor oluşu, yaşayana aynı yıkımı bırakması size güçten başka ne verebilir ki… Timber Timbre de kaos ve karmaşanın içindeki huzura sıkı sıkı sarılanlardan.

Western Question” doğrudan doğruya bu rahatsızlığı anlatan bir parça. Nakaratında
“I’m the hero of the human highway. I’m the savior of the atmosphere. Overdue by assassination, promoting racial vaccination and fear” diyen parça akla hemen Orchestral Manoeuvres in The Dark’tan ‘Souvenir‘i akla getiriyor. İçerik itibariyle pek bir benzerlikleri yok fakat minimal ve karakteristik havaları kulağa çok ortak geliyor.

Minimalliğe değinmişken albümün açılış parçası “Velvet Gloves & Spit“in yayınlanan klibinde sanat yönetmenliğini üstlenen Cristine Brache’e göre müzik videosunun görevi, izleyiciye doğrusal olmayan hareketleri ve anları görmesi için fırsatlar sunmak ve şarkıya alanını vermekmiş. İyi bir şarkı çok fazla alana ihtiyaç duyar diyen Brache, parçanın samimi bir his verdiğini savunduğundan samimiyeti destekleyen bir video çekmeye çalıştığını eklemiş. Kirk ise, müziğin özünü çok iyi anladığı için Brache ile çalışmaktan memnun kaldığını söylemiş.

Albümden çıkan ilk tekli, ocak ayında yayımlanan, “Sewer Blues” kesinlikle karınları ağrıttı, göz kapaklarını uyuşturdu. Uzun bir süre dinlediğim parça, tam olarak bu kanalizasyon fikrini kelimelere dahası melodilere döküyordu. Yapay güzelliği yerle bir eden sözleri, kayıt için kapandıkları Fransa’daki stüdyonun atmosferinden bir hayli etkilenmiştir diye düşünüyorum.

Grifting“, sözlerindeki zengin uyağı ile bir nefeste söyleniyor hissi yaratıyor. Oysa, parça yekten dansa davet ediyor sizi. Keyif almak için zamanı durduruyor, dans edin diyor. Bowie’nin Ziggy dönemini anımsatıp hoş tebessümlere sebep oluyor.

“Moment” albümün en etkileyici aşk parçası. Sözlerindeki özen Morrissey’e, vokalindeki tavrı Nick Cave’e göz kırpıyor.

Enstrümantal bir geçiş yapan “Bleu Nuit“, Kirk’ün tam olarak hayalindeki dans pistini yaratıyor. Ne eksik ne fazla. “Biz kendi bildiğimiz gibi yapalım” kadar da garantici bir parça.

Albümün son parçası “Floating Cathedral”, bir zamanlar bıkmadan dinlediğim The National’ın “You’ve Done It Again”in kayıp ikiz kaydı gibi. Bir bakıma albümün sonuna da gelinmişken, aradığımız folku yine ve yine bataklıklarda buluyoruz.

Timber Timbre, içlerinde var olanı paylaşırken bambaşka bir bağ kuruyor. Ne uçarı ne çok temkinli. Sanırım bu gizemli havaları, onları parçalarcasına didik didik etme dürtüsüne neden oluyor. Gelin kaygılarımızı unutacak kadar dans edelim!

7.5/10