PAYLAŞ

27 yaşındaki Venezuellalı prodüktör Arca, geçtiğimiz hafta 3. albümü ile çıkageldi. Gerçek adı ile Alejandro Ghersi, geçtiğimiz yıllarda müzik dünyasında kendine gizemli ama güçlü bir yer edinmişti.

arca ile ilgili görsel sonucuBjörk’ün son yıllarda yaptığı en güzel albümü bir uçtan diğer uca elden geçirdi. FKA Twigs’in en güzel şarkılarından bazılarını prodükte etti. Kanye West’in “Yeezus” albümünde dört şarkıya katkıda bulundu. Son zamanlarda bir şekilde adını görmekte olduğumuz ve dokunduğu her şeye kendi imzasını bırakan yetenekli bir prodüktör kendisi.

arca Xen ile ilgili görsel sonucu

Prodüktörün 3. stüdyo albümü “Arca” adını taşıyor. Albümü kendi adıyla isimlendirmiş olması aslında bir ipucu olarak görülebilir. Bugüne kadar yaptığı iki albüm ile deneysel sularda yüzmekte sakınca görmemişti. İlk albümü “Xen”, ondan beklediğimiz albüm değildi mesela, ama ondan gelmesi de şaşırtmıyordu. “Arca”, müzisyenin bugüne kadar kendini en çok açtığı, hatta kendini bulduğu albüm olarak isimlendirilebilir.

arca arca album ile ilgili görsel sonucu

Açılış şarkısı “Piel” ile Arca’nın bir ninni söylediğini işitiyoruz. Oldukça minimal boyuta indirdiği elektronik kakafoni, sadece ihtiyacımız olduğu kadar karşımıza çıkıyor. Kilise müziğini andıran, tüyleri ürperten atmosferi ile albüm hakkındaki beklentileri oldukça yükseltiyor. İster istemez Björk’ün son albümü “Vulnicura”’yı anımsatıyor. Üstelik bu benzerlik hissi albümün kalanında da devam ediyor. Arca, bu albümü yaparken Björk’ten oldukça etkilendiğini ifade ediyor. Üstelik bu kadar rahatlıkla ve içten şarkı söylüyor olmasını bile ona borçlu olduğunu itiraf ediyor. “Vulnicura”nın ne kadar yürekten ve hüzünlü bir albüm olduğunu hatırlayanlar, bu albümde karşılaştıkları “ruhani” atmosfere şaşırmayacaklardır. Ghersi’nin vokal performansı ise oldukça başarılı.

Şarkıların bir kısmının adı İspanyolca. Arca aynı zamanda albüm boyunca şarkıları İspanyolca söylemeye devam ediyor. İkinci şarkı “Anoche”, operavari vokalleri ile ilk şarkının yürek burkan bir devamı gibi. Üstelik bu şarkının nakaratı 1995 tarihli Björk şarkısı “I Miss You”ya açık bir gönderme yapıyor. (“Even though I haven’t met you yet”) Şarkıların İspanyolca olması, anlaşılır olmaması için seçilmiş bir şey değil. Arca, duygularını anadilinde ifade edebileceğini düşündüğü için bu seçimi yapıyor. “Sin Rumbo” gibi hipnotize edici parçalar ise bu kararın ne kadar doğru olduğunu düşündürüyor. Bir kere dinledikten sonra bu parçaların İngilizce olmaları durumunda etkilerinin büyük bir kısmını kaybedeceğini hissediyorsunuz.

Castration” ve “Child” gibi parçalar, enstrümental olarak eski Arca albümlerini arayanlar için aralara yerleştirilmiş. Prodüksiyon konusunda yetenekli bir müzisyenin, kendi albümünde bilinçli olarak bu kadar az cilalı bir prodüksiyon yapması çok değişik bir tercih. Arca bunu yaparak, başkaları için yaptığı şarkılar ile kendi müziğini keskin bir çizgi ile ayırıyor. Ne olursa olsun, dinlediğiniz bir parçanın Arca’ya ait olduğunu hissedebiliyorsunuz. Günümüz müzisyenleri açısından bulunmaz bir özellik bu.

Desafio”, adını anmam gereken başka bir parça. Albümün en radyo dostu parçası olmasının yanında, akordeonu anımsatan sample’ı ile siren seslerini birleştiren tuhaf bir düzenlemeye sahip. Albümün pop tonuna en yakın şarkısının sözlerinin “Bana ilk defa dokun, beni tekrar tekrar öldür, beni sev, beni bağla, beni öldür, boğazımı kes, içime gir” gibi şok edici bir sürü agresif fanteziyi üst üste söylüyor olduğunu öğrenince kendinizi oldukça tuhaf hissedeceksiniz. Zihninin karanlık yönlerine yaklaştıkça, daha tatlı bir müzik ile karşımıza çıkıyor olması, albümü sıradan bir yapıt olmaktan çıkarıyor. Müzisyenin iç dünyasında, oldukça derin bir yolculuğa çıktığımızı düşündürüyor.

Arca, genç yaşına rağmen sadece müzikal olarak değil, ruhani olarak da neslinin en şaşırtıcı isimlerinden biri olduğunu gösteriyor. Albümdeki her şarkının kendi çapında büyük bir değeri olduğu ortada. Her şarkıyı ortaya çıkarken kendinden özel bir parça yerleştirmiş. Yılın geri kalanı boyunca derinliklerine inmeye devam edebileceğimiz, belki bunu söylemek için erken ama, uzun yılların en iyi elektronik albümlerinden biri duruyor karşımızda.

9/10