Toronto merkez, Katie Stealmanis’in ütopyasına güvenli iniş gerçekleşti. Karanlık dalgalar ve hayal ötesi melodilerin kaptanı, dümeni uçsuz sulara kırdığı son albümü “Future Politics” ile dünyanın uçsuz bucaksız sorularına cevap arıyor.

Kısaca bir göz atmak gerekirse, ilk olarak 2011 tarihli “Feel It Break” albümü, 2013’te “Olympia”nın başarısı, 2014’te uzun bir çalışma sürecinin ürünü “Habitat” EP’sinin ardından uzun sessizliklerini Domino Records etiketiyle yayımlanan ‘Future Politics’ ile de bozmuş oldu.

Yakın zamanda çok sevdiğim biri “sanatın kendisi poliktir” demişti. Bu cümleyi kendi sınırlarımda araştırıyorken, müziğinde açıkça görüşünü bildiren, bunu bir araç olarak kullanan Stealmanis’in içi kıpır kıpır eden albümü iyi denk geldi. Bu görüş Austra’nın kendi siyaseti gibi görünsede aslında dünyevi derdin sıkışıklığı. Kuşların uçtuğu, nefes alabildiğimiz bir şehirde, yeşillikler boyu uzandığımızın hayalini kendi bildiği renklerinde çizdiği için; söylenenden farklısını söylememiş, yapılandan farklısını yapmamış olması bile derdinden alacağımız yükü hafifletmiyor. Bize “aslında bu kadar basit” gibi bir çıkış yolu gösteriyor. Gelecek umudundan bahseden birinin sesinin, bu kadar masalsı duyulması hangimize güven vermez ki?

Açılış parçası “We Were Alive”ın güçlü synth basları, soru işaretini usulca bırakıyor. Cevabını aradığı soruyu bu parçayla soran Austra, ikinci parçası Future Politics’e çektikleri klibin başında bir yazı yayımlıyor.

“İşler bu kadar kasvetliyken umudumuzu nasıl buluyoruz?
Benim için, umut gelecekte yatıyor. Henüz var olmayan bir gelecekti dünyanın potansiyelinde yatıyor; bir dünya ancak biz hayal ettiğimizde yaratılabilir. Şimdi her şey kökünden değiştirerek vizyonlar inşa etme vakti. Daha önceden biliyorduk. Gelecek siyaseti vakti.”

İyimserliği ve çözüm odaklılığıyla, 90’ların tekno müzik tınılarında can bulan Future Politics’e devam edecek olursak; turunculara boyadığı Utopia’sı, turuncusundan tutun da WestBam’ın tınısını hatırlatan, iç organlarınızı dahi dans ettiren basıyla umudu bu kadar içselleştiremez! Adeta su gibi hissettiriyor.

“I Love You More Than You Love Yourself”, modern zamanın ben merkezli bireylerinden, onların hastalıklı ilişkilerinden bahsediyor. Bu parça aklıma London Grammar’ın yine aynı konularda gezindiği sesini aklıma getiriyor. Belki onlar kadar iç yakmadan.

“I’m a Monster”, “43” ve “Deep Thought” ilahi tınılara sahip. Bu tınılar bir dans pistinde bedenleri ve fikirleri yargılamadan anı yaşadığınız vakitleri anımsatıyor. Albümün sonuna yaklaşırken Björkümsü havalar, Austra tarzında iyice yediriliyor ve bu da dinleyeni zevkten dört köşe ediyor.

Çıkış aramaktan yılmayan insanların varlığına ihtiyacımız var. Future Politics’in allak bullak eden havası Stealmanis’in sesinden fışkırıyor. Bir o kadar iyimser kalması ise umudu somutlaştırıyor.

8.5/10