Nemrud her açıdan üzerine koymaya devam ediyor. Eğer bayrakları astıysanız başlıyoruz..

Ekibin ismiyle aynı adı taşıyan son albümü “Nemrud”, Mayıs 2016’da Rainbow45 Records’tan çıktı. 2013’de çıkan ve tüm dünyadaki psychedelic / space rock dinleyicilerinden büyük beğeni alan Ritual’in ardından Nemrud’un oluşan büyük beklentiyi karşılamak için özveriyle çalıştığı çok belli. Beni en çok mutlu eden nokta, grubun analog kayıt geleneğini üçüncü albümlerinde de sürdürmüş olması. Sarkıların yapımı ve kaydı İstanbul’da Erekli-Tunç Studio’da, mixleri İtalya’da Larsen Premoli tarafından yapıldı ve son olarak da plak olarak Almanya’da baskısı yapılıp, tüm dünyaya Rainbow45 Records etiketiyle Türkiye’den dağıtıldı. Albümün fiziki yapısına ek olarak albüm kapağını eklemezsek olmaz çünkü 70lerin pek çok tutulan grubuna plak kapağı tasarlayan –içlerinde en sevilenlerinden biri Led Zeppelin II- tanınmış tasarımcı Betül Atlı harikulade bir illüstrasyon yapmış Nemrud için.  Sırf bu sebeplerden albüm hem işitsel hem de görsel olarak kesinlikle arşivlerde bulunmalı diye düşünüyorum. Özen ve emeğin pek az olduğu boğazıma kadar dijitalleştiğimiz default filtreli şu günlerde Nemrud plağını elimize alıp pikaba takmak bile ayrı bir lezzet.

 

Albümün konsepti de son derece ilgi çekici. Nemrud’un web sitesindeki bilgiye göre; önce derin sonsuz bir boşluk ve sessizlik vardı. Sonra sevgi doğdu ve beraberinde düzeni getirdi. Sevgi’den ışık ortaya çıktı, ardından da Tanrılar ve Dünya… Beraberliklerinden farklı canavarlar ve tanrılar ortaya çıktılar. Ve Nemrud Dünya’yı ikiye ayırdı. Dünya’nın bir yarısında Fırat Nehri vardı ve saf hayatı meydana getiriyordu, diğer yarısı ise insanların toprağıydı… Burası Tanrıların meskeni halini aldı. Kendilerine hizmet edecek bir ırka ihtiyaçları olduğunu fark edince, Arslan’ın kanını kullanarak ilk insanı yarattılar. Bu da beraberinde dağların, bitkilerin ve hayvanların yaratılması gibi görevlerin yerine getirilmesini gerekli kıldı. Tüm iyilik öğretilerine rağmen insanlık savaştan, suçtan, acıdan ve utançtan kurtulamadı bu nasıl mümkün olabilir?

Rainbow45 Records da bahsedilen hikâye de şu şekilde,  “ … yeryüzünün hiçlikten yaradılışı, tanrıların Nemrud Dağı’nı mesken tutmaları tüm insanlığa sevgi, saygı, barış, ahlak gibi erdemleri aktarmaya çalışmaları, kadim Fırat Nehri’nin oluşması, para, pul, gücün anlamsız ve tıpkı Fırat Nehri’nin akan suları gibi gelip geçici olduğundan bahsedilir. İnsanoğlu zamanla özünden uzaklaşır.  Savaşlar ve felaketlerin ardı arkası kesilmez. İnsan dünyaya hükmederken bütün erdemler ve güzellikler son bulur. Sonuç olarak Tanrılar Nemrud Dağı tepesinde bulunan tahtlarını terk ederler. Artık insanoğlu tek başınadır. “ Eğer albüm bu bilgilerin eşliğinde dinlenirse şüphesiz her tını daha anlamlı geliyor kulağa. Burada tüm bu hikâyenin sevgiden türemesi de çok ilgi çekici. Nemrud bu hissi bütünlüğü sağlama konusunda bu albümde de son derece iyi iş çıkarmış.

Orjinali için;
In the beginning there was only silence. Then out of the void appeared Nemrud, the unknowable place where death dwells, and Night. All else was empty, silent, endless, dark. Then, Love was born bringing along the beginning of order. From Love emerged Light, followed by Gods, the earth…From their union there come forth a variety of monsters and Gods….And Nemrud splits the Earth into two parts. From half of Earth, it creates the Euphrates for pure life, from the other half the land of man…Constructs a dwelling place for the Gods. Realizing that they will need a race of servants, It uses the blood of Lion to create the first man. This is followed by other necessary tasks, such as the creation of mountains, plants and animals. Nemrud’s world sounds perfect, and surely must be so. But we know it is not. There are such things as disease, guilt, violence, shame, claim, even death. How can this be?!

Son albüm Nemrud çıkmadan önce gruptaki en önemli gelişmelerden biri şüphesiz yüzünde tebessüm eksik olmayan basgitarist Aycan Sarı’nın yerini rock müzik piyasasının tanınmış ismi Levent Candaş’a -Gür Akad, Özlem Tekin, Dilenma, Ajda Pekkan, a4, Demir Demirkan… Say say bitmez- devretmesi oldu. Okuduğum bilgilere göre Aycan Sarı herhangi bir fikir ayrılığı sonucu değil iş gereği yurtdışında olması nedeniyle gruptan ayrılmış. Şahsen Aycan Sarı’nın ayrılığını ilk duyduğumda hayal kırıklığına uğramadım değil.

Nemrud benim için; fikri, ruhu ve hayali olan maceraperestlerin kurduğu bir konsept gruptu. Finansçıların başlattığı bu macera çokça profesyonel müzisyen olmayan ama müzik üretmek isteyen bünyeler için kusursuz bir örnek teşkil ediyor. Bu noktada Nemrud pek çoğumuzun idolüydü diyebiliriz. Ama diğer taraftan Levent Candaş gibi kaliteli bir müzisyenin grupla çalışacağını duymak beni heyecanlandırmıştı.  Levent Candaş nerde olursa olsun içinde olduğu gruba bir şeyler katabilecek kapasite bir müzisyen. Bu yüzden albümü dinlemeden önce en çok merak ettiğim noktalardan biri de baslar oldu.  Levent Candaş’ın gruba biraz sertlik katacağını düşünüyordum ve beklentim de gerçekleşmiş gibi. Yeni bas gitaristten midir bilinmez ama albümde son derece agresif birkaç riff yazılmış. Sert rifflerin dışında nakaratlarla da grup psychedelic / space Rock kabuğundan biraz sıyrılmış. Mert Alkara davullarda gene kalitesini ve sert tuşesini belli etmiş. Grup konseptinin yaratıcısı Mert Göçay (Vokal/Gitar) her şeyiyle aynı diyebiliriz yani gitarın tonunda bile bir değişim olmamış. Hatta, maalesef şarkıların bazı yerlerinde grup kendi kendini tekrar etmiş gibi geldi bana. Ve benim favori grup üyem, kendisi gene bir Mert olan Mert Topel klavyede gene ağzımın suyunu akıttı. Özellikle son şarkı olan Forsaken Throne (3:48)’de o özlediğimiz prograssive rock klavye atraksyonunu bize yaşatarak beni benden aldı Mert Topel.

 

Genel olarak Nemrud kendini müzikal çizgisini ve atmosferini geliştirmekten ve yenilikten uzak durmamış bu konuda yapabileceğim tek eleştiri grubun şarkı sözlerinde sanki bir tekrar düşmesi olabilir. Kesin konuşmaktaki çekincem ise albümü yeterince dinlediğimden emin değilim, ama şu bir gerçek albüm dinledikçe daha da seviliyor.

Albüm 4 tane şarkı bulunuyor şarkı ve grup listesi şu şekilde;
1. Gods Of The Mountain
2. Lion Of Commagene
B Yüzü:
1. The Euphrates
2. Forsaken Throne

Mert Göçay: Gitar, vokal
Mert Topel: Tuşlu Çalgılar
Mert Alkaya: Vurmalı Çalgılar
Levent Candaş: Bas Gitar

Nemrud 2008 yılında Journey of the Shaman ile çıktığı yolda kısa sürede çok geniş coğrafyalarda az ama öz kitlesiyle çok sevildi. 2013 de Ritual ile psychedelic / space rock camiasına muazzam bir eser bıraktı ki Progachieve’deki psychedelic / space rock top albums listesinde dört tane Pink Floyd albümü, bir tane de Eloy albümü sonrası altıncı sırada bulunuyorlar.

Benim Nemrud ile ilgili en büyük hayranlığımın tıpkı Pink Floyd albümlerinde olduğu gibi çok sayıda geçiş olmamasına rağmen uzun şarkılarda bile vaktin nasıl geçtiğinin anlaşılmaması. Gerçekten müzikte bunu başarmak o kadar zor bir olay ki, son albümde de Nemrud bu geleneğin hakkını vermiş. Grup üyelerinin tüm çabalarına teşekkür ederim ülkemizdeki müzik kültürü adına Nemrud muazzam bir renk oluşturdu. Umarım pek çoğumuz gelecekte bu güzel insanların cesaretini gösterebiliriz. Ben şahsen Türkiye’de hem bolca müzik üretimi hem de kaliteli müzik dinleyicisi olduğunu düşünüyorum. Tek sıkıntı dinleyicilerin konserlere gitmeme ve üretimlere maddi destek olmama alışkanlığı. 2013 senesinde en son Mask’ta dinlediğim son derece mütevazı ve güler yüzlü insanlar olan Nemrud’un şimdilik bir konser takvimi ilanı yok ama bizler takipteyiz.

Plağa gelecek olursak Rainbow45’de Atlantist’den temin edebilirsiniz. İstanbul’da olmayan dinleyiciler için d&r’da da plak bulunuyor. Tekrar belirtmekte fayda var albüm analog olarak kaydedildi ve harika bir kapağa sahip, bu müziği hiç sevmesiniz bile arşivinize katmayı isteyebilirsiniz.

Mustafa Kadir GÜNER