PAYLAŞ

 

Regina Spektor’ün son albümü Remember Us To Life, hayatın içinden, dönemeçlerinden en çok da sizden bizden bir albüm.

Müzik endüstrisine girdiğinden bu yana karşılaştırmalara maruz kalan Spektor, kesinlikle özgün ve eğlenceli bir ses. Çeşitli ruh hallerine hitap edebiliyor oluşu da buradan geliyor. Önü arkası müzik olan müzisyenlerden. Ayrıca bir piyanist. Yaptığı bildiği en iyi şey hikaye anlatmak; güçlü sesi ve sımsıkıya bağlandığı piyano tuşlarıyla. Albümden The Trapper and Furrier’ın nakaratı bu sefer anlatacağı hikayesinin kısa özeti gibi : “What a strange, strange world we live in”

Birilerini kurtarıcı rolünde görmek isteriz ya, bu sanatın içindeki arayışımızdır aslında. Ve etkilenmeye başladığımız ya da içinde var olduğunu hissettiğimiz nokta tam da dünyayı değiştirebileceğimizi hissettiğimiz andır. Öyledir ya da böyledir. Kişisel bir yazıya dönüşüyor gibi hissedebilirsiniz çünkü albüm oldukça kişisel. Spektor’un enerjisi beni hep gülümsetir ikon olabilecek güce sahip değilse de kendisi kısa süreliğine bulunduğunuz ortamı şenlendirebilir.  Albüme dönecek olursak  açılış parçası Bleeding Heart sürekli kendini tekrar eden nakaratında  Pavese’nin “…kaç yaşında olursan ol uyuyunca geçmeyecek” sözünü gizler. “Black and White” davul vuruşlarının yine tekrara düştüğü ritmine Spektor’ün aşk acısını gömer. “All my love in black and white” derken siyah beyazlık tüm albümün üzerine çöker. Hayata kendinden bir iz bırakma fikriyle başlık attığı albümünü kapatırken Spektor, artan piyano vuruşlarıyla devam eden parçalarla başarısının da sırrını verir gibi.

Nazlı DURAK