PAYLAŞ

Agnes Obel’in atmosforik son albümü Citizen of Glass 21 Ekim’de raflardaki yerini aldı. 1981 doğumlu Danimarkalı Obel, 3. stüdyo albümü Citizen of Glass ile şiir tadında bir film çekmiş. Öyle ki melodilerin içinde manzaralar görebiliyorsunuz. Önceki albüm künyelerine bakılırsa sağlam adımlarla ilerlenen dolu dolu bir yolculuk bu…

2010’da yayımladığı albümü ‘Philharmanonics’ ile başarılı bir çıkış yakalayan Obel, “çıkışlar” üzerine bir denklem kuruyor ki 2013 çıkışlı ‘Aventine’ ile başarının köklerini sağlamlaştırıyor. 3 yıllık sessizlik farklı bir çıkış arayan Obel’i cam temasında yakalıyor ve içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Camın saydamlığı belki de her şeyi olduğu gibi görüp kabullenmemize ve bu yolculukta Obel’in o çok yoğun ruhuna karışmamıza da zemin hazırlıyor. Aynı zamanda kurduğu bağın bu denli özel oluşu, sesinin karakteristik yapısı ve şarkıların betimle gücü zaman- mekan yanılsaması yaratıyor. Uzun zamandır sanatla kurduğumuz ilişkide aradığımız ‘samimiyet’ kelimesine de farklı bir boyut kazandırmış oluyor.

Parçaların introlarında karanlık sis bulutları albümün kesinlikle buluşma noktası ve sizi sürekli manzara kareleri yakalayacağınız bir filme konuk ediyor. Bir film izleyecek kadar vaktiniz yok, an’dan kaçıp asılı kalmaya ihtiyacınız varsa 3-4 dakikalığına bir film çekme cesareti veriyor albüm size. ‘Red Virgin Soil’ ile sonbaharda İstanbul sokaklarında kaybolabilirken, yolunuzu bulmak için ‘Stretch Your Eyes’ ile dümdüz bir otobanda ağaçların gölgesini takip edebilirsiniz. ‘Stone’ sizi yağmurlu bir Londra turuna çıkarıyor. ‘Citizen of Glass’ ile kendinizi Nordik esintilere kaptırıveriyorsunuz. Albümün kapanış parçaları ‘Grasshopper’ ve ‘Mary’ de size mekan-zaman yanılsıması yaratabiliyor.

Obel tüm parçalarını kendi yazıyor kendi çalıyor kendi kaydediyor. Kırılgan yanınızı besleyecek albümü bir yerinden yakalayın mutlaka.

NAZLI DURAK