PAYLAŞ

“Suluşaka” ve “İçimdeki İz” gibi iki şahane albümle Delifişek’in Kurbağa’sı gibi kalbimize yerleşen alternatif gururumuz Peyk, bize üçüncü selamını 2014 Kasım’ında “Teslim Olma!” ile verdi.

Grubu dinlerken kulağınıza Rock, Indie, Blues ve kimi noktalarda Arabesk esintiler çarpabiliyor. Yeni albümde de bu üslubu bozmayan Peyk, üstüne yeni müzikal dokunuşlardan da faydalanarak ortaya pek çok türden beslenen bir iş çıkarmış.

Peyk - Teslim Olma ile ilgili görsel sonucu

Grup üyelerine bir göz atacak olursak: Vokalde İrfan Alış’ı, gitarda Serdal Ersoy’u, davulda Ertan Çalışkan’ı, keman ve klavyede Özgür Ulusoy’u, bas gitarda Barış Tokgöz’ü görüyoruz. Bu isimler dışında Ozan Murat, Veysel Çolak ve Canay Cengen de gruba hem albüm kayıtlarında hem canlı performanslarında eşlik eden müzisyenlerden.

’91 yılında bir araya gelip 1995’te bugünkü şeklini alan ve 2007’de Suluşaka’yı, 2011’de İçimdeki İz’i dinleyiciye sunan grubun en göze çarpan özelliğinin sakin ve mütevazı duruşları olduğu söylenebilir. O kadar ki sosyal medyada takipçilerinden “Ya şöyle bir iş var, aranızda anlayan var mı?”, “Bizim bir klip çekilecek, oynayabilecek olan var mı?” gibisinden yardım çağrıları yapabilen; ya da konserde seyirciye “Tamam anladık hepiniz benden güzel söylüyorsunuz şarkıları” diyebilen; hatta ve hatta sosyal medyadan “Yirmi yıllık müzik hayatında hiçbir üniversite festivalinde çalmamayı başarmış ilk ülkemiz grubu olma şerefine orta parmak eşliğinde gelsin..” iletisi eşliğinde “Don Kafa” adlı şarkılarını paylaşabilen bir tevazu söz konusu. Basın ve medyayla can ciğer kuzu sarması bir ilişkileri olmamasından mütevellit, çok fazla röportajları da yok. Verdikleri belirli sayıdaki röportajda her fırsatta belirttikleri haliyle “iddiasız” duruşları ise (İrfan Alış’ın da ifade ettiği üzere) söz, müzik ve aranjeleri biraz kurcalandığında bertaraf oluyor.

Daha öncekilere nazaran “Teslim Olma!”da enstrümanların vokalin önüne geçtiği ve albümün daha az karanlık, daha az depresif bir albüm olduğu söylenebilir. Bu, şarkı sözlerinin ya da grubun duruşunun ağırlığının azalmasından değil, şarkıların düzenlenmeleri ve bir ölçüde enstrüman seçimleriyle de alakalı. Kişisel görüşüm, “Teslim Olma!” albümünün yazının başında bahsettiğim “Kurbağa”yı biraz rahatsız ettiği yönünde. Önceki albümlerinin bana hissettirmeyi başardığı yoğun duygular bu albümde biraz törpülenmiş gibi. Bu albümün bir başka özelliği ise ilk iki albümün aksine dinleyeni ilk anda değil de birkaç dinlemede avucuna alan bir iş olması. Hal-i hazırda kaçıncı kez dinlerseniz dinleyin sıkılmayacağınız bir grup olarak Peyk açısından ise bu durum ciddi bir avantaj sayılabilir.

Albümde yer alan on iki şarkıdan üçü daha önceki albümlerinde de yer alan “İçimdeki İz”, “İstanbul” ve “Ne Oldu Bana” şarkılarının yeniden düzenlenmiş versiyonları. İçimdeki İz ve İstanbul, alaturka melodilerle; geçmişleri çok eskiye dayanıyor olmasa da kendileriyle daha evvelsinden tanışmış olan dinleyicilere hoş bir nostalji yaşatıyor. Ne Oldu Bana’nın Reggae tınıları ise şarkıyı bambaşka bir forma sokmuş.

Teslim Olma! albümünde şarkı sözlerinde kişisel boyutta orta yaş ve ilişkiler ile toplumsal boyutta “Gezi” sürecinin göze çarptığını söylemek mümkün. Keza grup, albüm daha çıkmadan aylar önce “Yürüyor Sokak (Sobe II)” şarkısını Gezi’ye armağan ederek dinleyicinin beğenisine sunmuş, gönülleri fethetmişti. Bir önceki albümde yer alan “Sobe” şarkısının yeniden düzenlenip şarkıya yeni sözler yazılmasıyla vücut bulan şarkı albümün en iddialı işi.

“Yıkama Kot” ve “Romantik Karate”de vokal İrfan Alış, hep isteyegeldiği Blues tonlarına kavuşmuş gibi görünüyor. Grup “Azrail’e Gülümsedim”de Coutry’e göz kırparken “Göçük” ve “Kare Kafa”da 60 ve 70’li yılların psychedelic müziğinden esintiler kullanmış. Özellikle “Kare Kafa”da politik söylemler dikkat çekiyor. Grup bu şarkıda biraz ağır konuşmuş.  Politik görüşlerini Gezi sürecinde sosyal medyadan paylaştıkları şu iletiyle özetlemek mümkün sanırım: “Gezi’de konser monser olmasın. Bunca insan ölmüş, yaralanmış. Ortada yas varken neyi kutluyorsunuz? Duyarsızlığımızı mı?”

Dinleyenler bilir, her Peyk albümünde bir (hatta birden fazla) insanı çökerten, paralayan; böyle dinleyince bileklerde kendiliğinden jilet kesiği yaratan şarkı yer alır. Bana göre “Yol” ve “Uyku Ol” daha yoğun duyguları depreştiriyor olsa da çoğu insanın “Büyükanne” ve “Acının Şarkısı”ndan bu biçimde etkilendiğini söylemek çok da yanlış olmaz.  Ki grup da konserlerde bu şarkıları çalmayı çoğu zaman istemez. Son albümde bu bayrağı “Ölümsüzler” devralmış durumda. Bize ıstıraplı bir veda gibi oluyor Ölümsüzler, albüm biterayak.

Yeni albümde öne çıkan şarkılar “Bu Ben” ve “Karnım Aç”. Bu Ben, bu yılın mayıs ayında dinleyiciye sunulmuş bir şarkı. Grubun iddiasız duruşuna hizmet eder sakinlikte bir klibi var. Şarkıda ilk dikkatime çarpan üflemeli çalgıların yoğun kullanımı oldu. Karnım Aç ise atonal girişi, enfes gitar ve klavye tonları ile şüphesiz İrfan Alış’ın sesinin çok iyi bir ahenk yarattığı, albümde başı çeken bir şarkı olmuş.

Yakın zamanda edinilmeli.